ÖZCAN SANAT EVİ

ÇOK HOŞ GELDİNİZ, HOŞLUKLAR GETİRDİNİZ! KEŞKE BİR DE ELEŞTİRMEK İÇİN ZAMAN BULARAK BENİ MUTLU ETSENİZ… ozelsiteler Türkçe Arama Motoru

29.7.2009 - ATATÜRK DÖNEMİNDE KÜLTÜR SANAT ANLAYIŞI - 4


MÜZİK SANATINDAKİ GELİŞMELER

Kla­sik Türk Mü­zi­ği" ve­ya "Türk Sa­nat Mü­zi­ği" di­ye ad­lan­dı­rı­lan ge­le­nek­sel Türk mü­zi­ği­nin kö­ken­le­ri, he­men he­men bü­tün Os­man­lı ku­rum­la­rı ve sa­nat üslûplarının ter­si­ne, Sel­çuk­lu­lar­dan ve Ana­do­lu bey­lik­le­rin­den de­ğil, Ab­ba­si, Ce­la­yir­li ve Ti­mur­lu sa­ray­la­rın­da­dır. Mü­zi­ko­log­lar özel­lik­le Or­ta­do­ğu ül­ke­le­ri mü­zik­le­ri­ni İslâm mü­zi­ği ola­rak ad­lan­dır­mak­ta­dır­lar. Cum­hu­ri­yet'in ku­ru­lu­şu ile bir­lik­te, Ba­tı kül­tür çev­re­si­ne gir­me, çağ­daş­laş­ma yo­lun­da cid­di adım­lar atıl­mış­tır. Ulu­sal kim­lik edin­me ça­lış­ma­la­rı sü­rer­ken, Ba­tı mü­zi­ği ile be­ra­ber ye­ni ürün­ler el­de edil­me­ye ça­lı­şıl­mış­tır. Os­man­lı­la­rın Ba­tı (Kla­sik Ba­tı) mü­zi­ğiy­le ta­nış­ma­la­rı­ di­ğer bü­tün alanlar­da ol­du­ğu gi­bi, sa­ray ara­cı­lı­ğıy­la ol­muş­tur. Av­ru­pa­lı sa­nat­çı­lar ül­ke­ye ge­lip kon­ser ver­miş­ler­dir. Sa­ray dü­ğün ve tö­ren­le­rin­de Ba­tı mü­zi­ği­ne de yer ve­ril­miş­tir. Do­ni­zet­ti Pa­şa Mı­zı­kay-ı Hu­ma­yun'un ba­şı­na ge­ti­ril­miş ve onu Gu­a­tel­li Pa­şa gi­bi bir­çok Av­ru­pa­lı iz­le­miş­tir. Dev­ri­min en zor uy­gu­lan­dı­ğı alan mü­zik ol­muş­tur. Va­r o­lan mü­zi­ğin ye­ri­ni di­na­mik, bi­lim­sel, çağ­daş, ulu­sal Türk mü­zi­ği­nin al­ma­sı ge­re­ki­yor­du.

Ata­türk bü­tün alan­lar­da çağ­daş uy­gar­lı­ğı ya­ka­la­ya­bil­mek için, bu ye­ni kül­tür or­ta­mın­da çok ses­li bir Türk mü­zi­ği­nin oluş­ma­sın­dan ya­na­dır. Cum­hu­ri­yet­le bir­lik­te mü­zik ala­nın­da şu ge­liş­me­ler iz­len­miş­tir: 1916'da İs­tan­bul Ma­a­rif Nez­ha­re­ti ta­ra­fın­dan ku­ru­lan "Da­rü­lel­han" 1923’de vilâyete bağ­lan­mış ve "Garp Musikîsi Şu­be­si" açı­lıp "ya­rı kon­ser­va­tu­ar" du­ru­mu­na ge­ti­ril­miş­tir.

Ba­tı­lı­laş­ma ça­lış­ma­la­rı­nın hız­lan­dı­rıl­ma­sı­nı is­te­yen Ata­türk'ün di­rek­tif­le­riy­le dü­zen­le­me­ye baş­la­nan en uy­gun ve tek top­lu­luk "Mü­zi­ka­yı Hü­ma­yun"'dur. Ço­ğun­lu­ğu Cum­hu­ri­yet­ten ön­ce ku­ru­lan Makâm-ı Hilâfet mı­zı­ka­sı (Mı­zı­ka-ı Hümâyûn) üye­le­rin­den olu­şan bir or­kest­ra Os­man Ze­ki Ün­gör yö­ne­ti­min­de oluş­tu­rul­muş­tur. Bu­gün­kü Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sen­fo­ni Or­kest­ra­sı'nın çe­kir­de­ği söz ko­nu­su olan top­lu­luk­tur. 2 Ni­san 1924'de Ay­nı Or­kest­ra "Ri­ya­se­ti Cum­hur Mu­si­ki He­ye­ti" adı­nı alıp, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı'na bağ­lan­mış­tır. 16 Tem­muz 1921'de An­ka­ra'da Ma­a­rif Kong­re­si top­lan­mış, mü­zik eği­ti­min­de çağ­daş yak­la­şım­la­rın ge­rek­li­li­ği tar­tı­şıl­mış­tır. 1 Ey­lül 1924'de An­ka­ra Musikî Mu­al­lim Mek­te­bi açıl­mış­tır. 1928-1933 yıl­la­rı ara­sın­da bu mek­tep­te öğ­ret­men, or­kest­ra ele­ma­nı ve de askerî ban­do ele­ma­nı ye­tiş­tir­me­ye ça­lı­şıl­mış­tır. Bu zor­la­ma oku­lun eği­tim prog­ra­mı­na zarar ver­miş­tir. Musıkî Mu­al­lim mek­te­bi bi­na ve imkân ola­rak ye­ter­siz­dir. Çe­şit­li dö­nem­ler­de eği­tim yıl­la­rı, müf­re­dat ve ba­şa­rı sı­nav­la­rın­da de­ği­şik­lik­ler ol­muş­tur. 1927'de İs­tan­bul Kon­ser­va­tu­a­rı öğ­re­ti­me baş­la­mış ve şark mü­zi­ği eği­ti­mi­ni so­na er­dir­miş­tir. Ana­do­lu'dan der­le­me­ler ya­pıl­mış ve bu der­le­me­ler def­ter ha­lin­de ya­yın­lan­mış­tır. 12 Ara­lık 1924'de İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si Ede­bi­yat Fa­kül­te­si'ne bağ­lı ola­rak Tür­ki­yat Ens­ti­tü­sü, 1 Ka­sım 1927'de An­ka­ra'da Ana­do­lu Halk bil­gi­si der­ne­ği, 18 Tem­muz 1930'da An­ka­ra Et­nog­raf­ya Müzesi ve 19 Şu­bat 1932'de Hal­kev­le­ri­nin açılmasıyla Türk bes­te­ci­le­ri­ne ulu­sal mo­tif ve te­ma mal­ze­me­le­ri sağ­lan­mış­tır. Yo­ğun et­nog­ra­fik ve fok­lo­rik ça­lış­ma­la­ra gi­ri­şil­miş­tir. Ba­tı'da­ki kon­ser­va­tu­var­la­rı ör­nek alan, dev­let des­te­ğin­de bir kon­ser­va­tu­ar kur­mak için ün­lü Al­man bes­te­ci Pa­ul Hin­de­mith çalışmalara başlamış ve 1936 yılında An­ka­ra Dev­let Kon­ser­va­tu­a­rı hizmete girmiştir.

Os­man­lı İm­pa­ra­tor­lu­ğu dö­ne­min­de bir iş ko­lu ola­rak be­nim­sen­me­yip kü­çüm­se­nen mü­zik, Cum­hu­ri­yet'ten son­ra en elit ta­ba­ka­la­ra mah­sus çok özel bir alan ola­rak ye­ri­ni al­mış, bir­çok aşa­ma­yı ba­şa­rıy­la geç­miş­tir. Bü­yük ön­der Ata­türk mü­zik ala­nın­da­ki ge­liş­me­le­ri ya­kın­dan ta­kip et­miş, bir­çok de­fa ko­nuy­la il­gi­li gö­rüş­le­ri­ni ay­rın­tı­la­rıy­la ak­tar­mış ve özel ola­rak müzik ile il­gi­len­miş­tir. Bu ko­nu­da kay­nak­lar­da yer alan gö­rüş­le­rin­den ba­zı­la­rı şun­lar­dır:

"Ha­yat­ta mu­si­ki lâzım de­ğil­dir. Çün­ki ha­yat mu­si­ki­dir. Mu­si­ki ile alâkası ol­ma­yan mah­lu­kat in­san de­ğil­dir. Eğer mev­zu­ba­his olan ha­yat in­san ha­ya­tı ise, mu­si­ki be­he­me­hal var­dır. Mu­si­ki­siz ha­yat za­ten mev­cut ola­maz. Mu­sı­ki ha­ya­tın ne­şe­si, ru­hu, sü­ru­ru ve her­şe­yi­dir. Yal­nız mu­sı­ki­nin ne­vi sa­ya­nı mü­ta­la­a­dır."

"Ar­ka­daş­lar, gü­zel sa­nat­la­rın hep­sin­de ulus genç­li­ği­nin ne tür­lü iler­le­til­me­si­ni is­te­di­ği­ni­zi bi­li­rim. Bu ya­pıl­mak­ta­dır. An­cak bun­dan en ça­buk, en ön­de gö­tü­rül­me­si ge­rek­li olan Türk mu­sı­ki­si­dir. Bir ulu­sun ye­ni de­ği­şik­li­ğin­de öl­çü, mu­sı­ki­sin­de de­ği­şik­li­ği ola­bil­me­si, kav­ra­ya­bil­me­si­dir. Bu­gün din­le­ni­len mu­sı­ki yüz ağar­ta­cak de­ğer­den uzak­tır. Bu­nu açık­ça bil­me­li­yiz. Ulu­sal, in­ce duy­gu­lar, dü­şün­ce­ler an­la­tan yük­sek de­yiş­le­ri, söy­le­yiş­le­ri top­la­mak, on­la­rı bir­gün ön­ce ge­nel mu­sı­ki ku­ral­la­rı­na gö­re iş­le­mek ge­re­kir. An­cak; bu yü­zey­de, Türk ulu­sal mü­zi­ği yük­se­le­bi­lir, ev­ren­sel mu­sı­ki­de ye­ri­ni ala­bi­lir."

Ata­türk 27 Ekim 1922 gü­nü Bü­yük Za­fer'i kut­la­mak için İs­tan­bul'dan Bur­sa'ya ge­len öğ­ret­men­le­re Şark Ti­yat­ro­su'nda­ki top­lan­tı­da şöy­le ses­len­miş­tir:

"Ha­nım­lar, bey­ler! Or­du­la­rı­mı­zın ih­raz et­ti­ği za­fer, si­zin ve si­zin or­du­la­rı­nı­zın za­fe­ri için yal­nız ze­min ha­zır­la­dı... Ger­çek za­fe­ri siz ih­raz ve ida­me ede­cek­si­niz ve be­he­ma­hal mu­vaf­fak ola­cak­sı­nız. Mil­le­ti­mi­zin siyasî, içtimaî ha­ya­tın­da, mil­le­ti­mi­zin fik­ri ter­bi­ye­sin­de reh­ber'imiz ilim ve fen ola­cak­tır. Mek­tep sa­ye­sin­de, mek­te­bin ve­re­ce­ği ilim ve fen sâyesindedir ki Türk mil­le­ti, Türk sa­na­tı, iktisadiyâtı, Türk şi­ir ve ede­bi­ya­tı, bü­tün bedâyii'yle inkişâf eder."

Ata­türk'ün 1 Mart 1923'te TBMM Dör­dün­cü dö­nem açı­lış ko­nuş­ma­sın­dan:

"Efen­di­ler! Ter­bi­ye ve ted­ris'te tat­bik edi­le­cek usûl, malûmatı, in­san için faz­la bir süs, bir va­sı­ta-ı ta­hak­küm, ya­hut me­de­ni bir zevk'ten zi­ya­de, mad­di ha­yat'ta mu­vaf­fak ol­ma­yı te­min eden, ame­li ve ka­bil-i istimâl bir ci­haz ha­li­ne ge­tir­mek­tir... Ame­li ve şâmil bir ma­a­rif için hu­dud-ı va­ta­nın me­ra­kiz-i mü­him­me­sin­de as­ri kü­tüp­ha­ne­ler, ne­ba­tat ve hay­va­nat bah­çe­le­ri, kon­ser­va­tu­var­lar, da­rül­me­sa­i­ler, mü­ze­a­a­lar'la teç­hi­zi ica­bet­mek­te­dir."

8 Ağus­tos 1928 ge­ce­si, İs­tan­bul'da, Sa­ray­bur­nu Ga­zi­no­su'nda hal­ka Harf Dev­ri­mi'ni du­yu­ran Ata­türk, ora­da ye­ni harf­le ka­le­me al­dı­ğı ve Fa­lih Rıf­kı'ya okut­tu­ğu ya­zı­da şöy­le di­yor­du:

"Bu ge­ce bu­ra­da, gü­zel bir te­sa­düf ese­ri ola­rak Şark'ın en müm­taz iki mu­sı­ki he­ye­ti­ni din­le­dim. Bil­has­sa sah­ne­yi bi­rin­ci ola­rak tez­yin eden Mü­ni­re't-ül Meh­di­ye Ha­nım sanatkârlığında mu­vaf­fak ol­du. Fa­kat be­nim Türk his­si­ya­tım üze­rin­de ar­tık bu mu­si­ki, bu ba­sit mu­si­ki, Tür­kün çok mün­ke­şif ruh ve his­si­ni tat­mi­ne ka­fi gel­mez. Şim­di kar­şı­da me­de­ni dün­ya­nın mu­sı­ki­si de işi­til­di. Bu ana ka­dar Şark mu­sı­ki­si de­ni­len te­ren­nüm­ler kar­şı­sın­da kan­sız gi­bi gö­rü­nen halk, der­hal ha­re­ke­te ve fa­a­li­ye­te geç­ti. Hep­si oy­nu­yor ve şen şâtırdırlar, ta­bi­a­tın ica­ba­tı­nı ya­pı­yor­lar. Bu pek ta­bi­i­dir. Ha­ki­ka­ten Türk, fıt­ra­ten şen şâtır'dır. Eğer onun bu gü­zel hu­yu bir za­man için fark olun­ma­mış­sa, ken­di­nin ku­su­ru de­ğil­dir. Ku­sur­lu ha­re­ke­tin acı fe­la­ket­li ne­ti­ce­le­ri var­dır. Bu­nun fâriki ol­ma­mak ka­ba­hat­ti.

İş­te Türk mil­le­ti bu­nun için gam­lan­dı. Fa­kat ar­tık mil­let ha­ta­la­rı­nı ka­nı ile tas­hih et­miş­tir. Ar­tık müs­te­rih­tir. Ar­tık Türk şen­dir, fıt­ra­tin­de ol­du­ğu gi­bi, ar­tık Türk şen­dir. Çün­kü ona iliş­me­nin hatarnâk ol­du­ğu­nu tek­rar is­pat is­te­mez ka­na­a­tin­de­dir. Bu ka­na­a­tay­nı za­man­da te­men­ni­dir."

30 Ka­sım 1929. Ata­türk ve Emil Lud­wig'in di­ya­lo­ğu şöy­le ak­ta­rı­lır:

"Ata­türk - Mon­tes­qu­i­eu'nün 'Bir mil­le­tin mu­si­ki­de­ki mey­li­ne ehem­mi­yet ve­ril­mez­se, o mil­le­ti iler­let­mek müm­kün ol­maz' sö­zü­nü oku­dum; tas­dik ede­rim. Bu­nun için mu­sı­ki­ye pek çok iti­na gös­ter­mek­te ol­du­ğu­mu gö­rü­yor­su­nuz.

Ga­ze­te­ci - Biz Garp­li­le­re gö­re Şark mu­sı­ki­si­nin ku­lak­la­rı­mı­za ge­len ga­ra­be­ti ci­he­tin­den bah­set­tim ve de­dim ki:

'Şar­kın yegâne an­la­ya­ma­dı­ğı­mız bir fen­ni var­sa o da mu­sı­ki­si­dir.'

Ga­zi, o za­man bu mu­sı­ki­nin Türk­çe'de tes­mi­ye­si­ne iti­raz ede­rek şöy­le de­miş­tir:

- Bun­lar hep Bi­zans'tan kal­ma şey­ler­dir. Bi­zim hakikî mu­sı­ki­miz Ana­do­lu hal­kın­da işi­ti­le­bi­lir.

- Bu nağ­me­le­rin ıs­la­hiy­le te­rak­ki et­ti­ril­me­si müm­kün de­ğil mi­dir?

- Garp mu­si­ki­ci­li­ği bu­gün­kü ha­li­ne ge­lin­ce­ye ka­dar, ne ka­dar za­man geç­ti?

- Dört­yüz se­ne ka­dar geç­ti.

- Bi­zim bu ka­dar za­man bek­le­me­ye vak­ti­miz yok­tur. Bu­nun için Garp mu­sı­ki­si­ni al­mak­ta ol­du­ğu­mu­zu gö­rü­yor­su­nuz."

 


Not : Fotoğraf 020 Numaralı tabloma aittir ( 21 x 30 cm )
Yorum yaz!

2009-08-03 16:04:35 - MERHABA DOST

Yazan: bilinen
Müzik ruhun gıdasıdır, diye başlamak istiyorum sözlerime. Ama gıdalar da alınırken dikkatli olunmalı. Bünyeye uymayan gıdalar sonradan büyük sorunlar çıkarabilir. Ulu Önder'in o engin görüşü ve hiç yılmadan yapmış olduğu çalışmalar ile ulus çağdaş kültür yolunda büyük bir yol almış iken, ne yazık ki sonraları gevşetilerek, sulandırılarak arabesk bir topluma dönüştürülme gayretine girilmiştir. Güzel çalışmanızdan ötürü teşekürlerimi sunar ve kutlarım. Esenlikler dileğimle...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

EDEBİYAT, RESİM ve FOTOĞRAF SANATIMI GÖRMEK İÇİN BENİM EVİMDESİNİZ. HOŞGELDİNİZ ! UMAR, DİLERİM, HOŞ BULURSUNUZ...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Linkdefteri.com

Kategoriler




.com

Arkadaşlarım

nevaay
cekirge
özkan can
aydakiadam
eroman
baymidye
acihuzun
mehpareogt
gizem09
hayaliperde
uzakdost
gulumseyinhayata
yasaksokak
huzundenizi
bitmemistango
hayatdenilen
busecegunler
E. Demirel
sibelbay
ayazsevdalar
bilgeisyanbitmez
ozenkirac
sessizharflerim
1demethuzun
gercekdostlar07
belinayla
horseracing
gulumsem

Click here to get more mini-SharkBreak widgets - www.SharkBreak.com