12.6.2009 - ATATÜRK DÖNEMİNDE KÜLTÜR SANAT ANLAYIŞI - 2
 Resim Sanatındaki Gelişmeler Cumhuriyet döneminde, resim alanında hızla oluşan gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz: Türkiye'de resim Tanzimat'tan beri yapılmaktaydı. Ancak ne ressamlar, ne de onların eserleri tanınmaktaydı. Bunun nedenleri arasında, bu resimlerin sergileneceği sergi salonlarının olmayışı, müzelerin bulunmayışı ve sanat eserlerinin eleştirisini yapacak eleştirmenlerin yetiştirilmeyişi sayılabilir. Cumhuriyet'in ilânından sonra özellikle Cumhuriyet'in Onuncu Yıldönümü kutlamalarıyla beraber bu konularla ilgili yoğun çalışmalar başlatılmıştır. Plastik sanatlar alanında önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda sanatçılar , hayal dünyalarının sınırlarını zorlamışlar, toplumu tanımaya çalışmış, tabiatı ve gerçekleri görmüşlerdir. Resimlerinin konularını Anadolu'dan, Anadolu insanından, güçleri ölçüsünde tuvallerine aktarmaya çalışmışlardır. Milli mücadelenin tarihçesini, devrimleri anlatan resimler yaparak, inkılâba hizmet etmişlerdir. Yıllık Plastik Sanatlar Sergileri kurulmuş, en güzel eserlerin devletçe satın alınması sağlanmıştır. Alınan bu eserler devlet binalarına asılmıştır. Böylece, sanatçı hem maddî hem de manevî açılardan desteklenmiştir. Aslında Türk sanatı, minyatür geleneğiyle resmi çoktan tanımıştı. Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısından itibaren Türk resim sanatı, üç boyutlu yağlıboya resme doğru uzanan bir çizgide ilerlemeye başlamıştır. "Türk Primitleri" diye de anılan ve Enderunlu amatörlerden oluşan ilk kuşağın ardından, Natüralist üslûbu benimsemiş ressamlar kuşağı gelir. Birçoğu asker kökenlidir. Bu grup, Türkiye'de geleneği olmayan bir sanat türünün kurucusudur. 1883'de Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açılması, 1910'da Avrupa sınavlarının başlatılması, 1914'de "Çallı Kuşağı" olarak da anılan Empresyonist üslûpla çalışan kuşağın ardından "Osmanlı Ressamlar Cemiyeti" olarak 1908'de kurulan, 1921'de "Türk Ressamlar Cemiyeti",1926'da "Türk Sanayi-i Nefise Birliği" ve "Güzel Sanatlar Birliği" adını alan grup, modern sanat akımların temel taşları olarak sanat tarihindeki yerlerini alırlar. Eğitim için Almanya'ya gidip, geri dönen gençlerin oluşturdukları "Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği" 1928'de kurulmuş olup, çeşitli eğilimleri içinde barındırmıştır. Bu eğilimler arasında Realizm, Ekspresyonizm ve Kübizm sayılabilir. Bu çalışmalar birkaç yıl sürmüştür. 1933'de "D Grubu"nun kurulmasıyla modern sanatın çağa uygun üslûpları da Türk resim sanatının perspektifinden yansımaya başlamış ve özgün arayışlar hız kazanmıştır. Bu noktada Atatürk'ün şu sözleri son derece anlamlıdır: "Efendiler! millet, milletin rûh-ı sanat'-ı musiki'si, edebiyat'ı ve bütün bediîyât'ı bu kudsî cidalin ilâhi terânelerini müebbed bir vatan aşkı'nın vecitleriyle daima terennüm etmelidir. "Efendiler... Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reiscicumhur olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız "...İnsanlar mütekâmil olmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapamaz, bir millet ki heykel yapamaz...... İtiraf etmeliyim ki o milletin tarîk-i terakkide yeri yoktur.
Not: Fotoğraf 451 numaralı tabloma aittir. ( 42x 75 cm )
SÜRECEK ...
.
|