Yerel konuları kübist bir anlayışla işleyen, 1930 kuşağının önde gelen temsilcilerinden Cemal Tollu 1899’da İstanbul’da doğdu, 26 Ağustos 1968’de İstanbul’da öldü.
Tollu, Sanayi-i Nefise’deki öğrenimini Kurtuluş Savaşı’na katıldığı için ara vererek tamamladı. 1927-1929 yıllarında Elazığ ve Erzincan’da resim öğretmenliği yaptı. Daha sonra Almanya’da Hofmann, Fransa’da Lhote, Léger, Gromaire ve heykelci Despiau’nun atölyelerinde çalıştı. 1932’de Türkiye’ye dönen sanatçı, D Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı.
1935’te Ankara Arkeoloji Müzesi’nde (Anadolu Medeniyetleri Müzesi) müdür yardımcılığı yaptığı sıralarda Hitit kabartmalarının kunt formlarından etkilendi.
Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Şefi Levy’nin önerisiyle 1937’de asistanlığa başlayan Tollu 1964’e kadar akademide hocalık ve bölüm başkanlığı yaptı. Bu arada CHP’nin sanatçılar için düzenlediği yurt gezilerine katıldı; Antalya ve Burdur’a gitti.
1940, 1941 ve 1960’ta Devlet Resim ve Heykel sergilerinde ödüller alan sanatçının bazı yapıtları da Venedik ve Sao Paulo bienallerinde sergilendi. Tollu, heykel etkisi bırakan Ana ve Çocuk, Hatay’da Portakal Bahçesi, Ankara Keçileri ve Hasat gibi tablolarında Anadolu’ya özgü konuları kübist-yapımcı bir tarzda işlemişti. Resim çalışmalarının yanı sıra özellikle Yeni Sabah gazetesindeki yazılarıyla sanat eleştirisi alanında da önemli örnekler veren sanatçının Yunan Mitolojisi (1964) ve Şeker Ahmet Paşa (1967) adlı iki de kitabı bulunmaktadır.
1927 İstanbul’da doğdu. 1944- 51 Guzel Sanatlar Akademisi Zeki Kocamemi Atolyesi'nde calisti. Ayrica Halil Dikmen'den kompozisyon bilgileri edindi. Akademi'nin Yuksek Resim Bolumunu bitirdi. 1951-55 Heykeltras Hadi Bora ile "espas" konusunda calismalar yapti. 1955 Avrupa konkurunu kazanarak devlet bursuyla Paris'e gitti. 1956-57 André Lhote Atolyesi'nde calisti. 1957-60 Henri Goetz Atolyesi'nde calisti. 1959 subat, yapitlari Paris'te uc yil etut etmis olan yabanci ressamlar konkuruna secildi. 1960 Guzel Sanatlar Akademisi Yuksek Resim Bolumu'ne asistan olarak girdi. 1961 Guzel Sanatlar Akademisi'nde izleyiciler onunde "Muzik Esliginde Resim Gosterileri" duzenledi. 1963 Dort ressam arkadasiyla "Mavi Grup"u kurdu. 1964-65 Fransiz bursu ile Paris'e tekrar gidip Hayter Atolyesi'nde gravur, Goetz Atolyesi'nde resim calisti. 1965 Agustos, Salzburg Yaz Akademisi Emilio Vedova Atolyesi'nde resim calisti. 1966 Istanbul Devlet Guzel Sanatlar Akademisi Yuksek Resim Bolumu hocaligina atandi. 1966 iDGSA'da izleyiciler onunde son olarak "Muzik Esliginde Resim Gosterileri" duzenledi. 1968 16 subat, tek seciciligini ve komiserligini yaptigi "Turk Grafik Sanati Sergisi"nin Budapeste'de acilmasina hizmet etti. 1974 Paris'te UNESCO'da acilan "cagdas Turk Sanati Sergisi"nde T.Erol ile birlikte sergi komiserligi yapti. 1976 Mimar Sinan Universitesi'nde profesorluk gorevine basladi. 1977 14 Temmuz - 1979 24 Mayis tarihleri arasinda Istanbul Resim ve Heykel Muzesi Mudurlugu gorevinde bulundu. 1978 30 Mart, Akdeniz ulkeleri 12. iskenderiye Sanat Bienali Turkiye Seksiyonu Sergi Komiserligi gorevini ustlendi. 1978 Bukres'te acilan "Balkan ulkeleri Plastik Sanatlar Sergisi" Turkiye Seksiyonu Sergi Komiserligi gorevini yapti. 1983 23 Mart - 1985 31 Agustos tarihleri arasinda Mimar Sinan Universitesi Guzel Sanatlar Fakultesi Resim Bolumu Baskanligi'nda bulundu. 1989 Istanbul, Derimod Kultur Merkezi'nde acilan retrospektif sergisi dolayisiyla sanatci hakkinda 120 sayfalik bir kitap yayinlandi. 1993 Kasim, Prof. Dr. Dogan Kuban'in, Adnan Coker'in sanatini iceren yorumu ile 90 x 70 cm. boyutunda bir cilt icinde 8 adet ozgun baski (serigrafi) Galeri Nev tarafindan hazirlandi. 1994 Galeri B'deki sergisi dolayisiyla sanatci hakkinda 60 sayfalik bir katalog yayinlandi.
1994 Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülünü reddetti.
Yapıtları düşünce ve eylem olarak etkin bir uç oluşturan Çoker’in sanat yaşantısı çağı ve kendi ulusal kültürü ile bütünleşir. Adnan Çoker’in siyah resimler dizisine hacim (espas) anlayışının katılması aza indirgenmiş renk değerlerini karşıt anlamda etkilemez. Resmin her iki yarısında tekrarlanan simetrik biçimler küçük kırık parçalar olarak birbirine dönen, siyah karanlığa karşın düz yüzeylerdeki simetrik biçimlerin bir renk espası düşüncesinin oluşumunu doğrular.
Kişisel Sergileri:
1953 Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara 1954 Helikon Galerisi, Ankara 1954 Maya Galerisi, İstanbul 1955 Maya Galerisi, İstanbul 1961 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1962 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1966 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1969 Galeri I, İstanbul 1973 Amerikan Kültür Merkezi, İstanbul 1979 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İstanbul 1986 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul 1988 Garanti Bankası Harbiye Sanat Galerisi, İstanbul 1988 Mine Sanat Galerisi, İstanbul 1989 Retrospektif Sergi, Derimod Kültür Merkezi, İstanbul 1989-90 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul 1990 Mine Sanat Galerisi, İstanbul 1991 Arda Sanat Galerisi, Ankara 1993 Galeri Nev, Ankara 1994-95 Galeri B, İstanbul 1996 Aksanat Galerisi, İstanbul 1996 Mine Sanat Galerisi, İstanbul
Grup Sergileri:
1957 Henri Goetz Atölyesi’nden bir grup sergisi, Van Gogh’un evi, Paris 1958 Galerie Mariac, Paris 1959 "Yabancı Sanatçılar Konkuru", Museé d’Art Moderne, Paris 1959 Vanesborg, İsveç 1960 "Goetz Atölyesinden 7 Ressam Sergisi", Les Caves de la Tour Eiffel, Paris 1961 "Goetz Atölyesinin Genç Sanatçıları Sergisi", Studio St. Germain, Paris 1961 "Deuxiéme Biennale de Paris", Museé d’Art Moderne, Paris 1962 Uluslararası Venedik Bienali, Venedik 1962 "An Exhibition of Painting and Sculpture by Contemporary Turkish Artists", The Pennsylvania Academy of The Fine Arts, Philedelphia 1964 "Çağdaş Türk Sanatı Sergisi", Roma, Berlin, Paris, Brüksel 1966 "Bianco E Nero" Sergisi, Lugano 1966 V. Tahran Bienali, Tahran 1969 "Asamblaj I, Asamblaj II, Sınırlı Dünya ve Doğu Çerçevelemeleri", Sao Paolo Bienali 1970 "Çağdaş Türk Resmi", Binghampton, NewYork Eyalet Üniversitesi Sanat Galerisi, NewYork 1974 "Beş Eleman" ve "Küme Tablo", UNESCO, Paris 1974 "Bugünün Türk Resmi Sergisi", Hollanda 1976 II. Uluslararası İskenderiye Bienali, Mısır 1980 "Uluslararası Plastik Sanatlar Sergisi", Belgrad 1982 "Resim Tarihimizde Bir Dönem: Soyut Dışavurumculuk", Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İstanbul 1983 "Son Yüzyılın Nadide Elli Türk Resmi", Galeri Baraz Organizasyonu, Alarko Sanat Galerisi, İstanbul 1986 "Yüzyılın İkinci Yarısında Türk Resmi", Galeri Baraz Organizasyonu, Yıldız Silahane, İstanbul 1987 "Güncel Boyutlarıyla Resim Sanatımız", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1987 "Türk Resminde Modernleşme Süreci", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1988 "Çağdaş Türk Resminden I", Yahşi Baraz Koleksiyonu, Yıldız Üniveristesi, İstanbul 1989 "Büyük Sergi" Çağdaş Türk Ressamları, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 1990 "III. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali", Ankara 1990 "Etkinlikler Sürecinde 15. Yil", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1990 "Çağdaş Türk Resminden Bir Kesit", Galeri Baraz Organizasyonu, Cemal Reşit Rey Sergi Salonu, İstanbul 1991 "Çağdaş Türk Resminden II", Galeri Baraz Organizasyonu, Yşldşz Üniversitesi, İstanbul 1991 I. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1992 II. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1992 "NewYork – İstanbul", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1993 III. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1995 "Çağdaş Türk Sanatında Resim ve Kavramsal Eğilimler I", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1995 V. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1995 "Çağdaş Türk Sanatında Resim ve Kavramsal Eğilimler II", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1995 "Modern Türk Resim ve Heykel Sanatından Bir Kesit", Galeri Baraz Organizasyonu, Kas Galeri, İstanbul 1996 "Çağdaş Türk Ressamları", Galeri Baraz, İstanbul 1996 VI. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1996 "Çağdaş Türk Resminde Özgün Üsluplar", Galeri Baraz Organizasyonu, Cemal Reşit Rey Sergi Salonu, İstanbul 1997 "Çağdaş Türk Resminden III", Galeri Baraz Organizasyonu, Yıldız Üniversitesi, İstanbul 1997 "Çağdaş Türk Resminde Estetik Dinamikler II", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1998 "Türkiye İş Bankası Koleksiyonu" Tophane-i Amire Binasi, İstanbul 1998 "41. Yıl – 41 Sanatçı – 41 Yapıt" Sergisi, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sergi Salonu, İstanbul 1998 "Türk Resminde Soyut Eğilimler", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 2004 Ferruh Başağa, Balkan Naci İslimyeli ve İsmet Doğan, Mine Sanat Galerisi, İstanbul
Ölümünün 75. yıldönümünde anılan Hoca Ali Rıza, en çok eser bırakan ressam. Hayatı boyunca hiç tablo satmayan Rıza'nın eserleri bugün 150-200 bin YTL. arasında.
Her sabah şafakla beraber 'Kırkambar' adı verilen resim kutusunu omuzlayıp eşeğiyle Üsküdar'ın tepelerine resim yolculuğuna çıkardı, Ressam Hoca Ali Rıza... O, Türk resim tarihine 3 bini aşkın çalışmasıyla en çok eser bırakan ressam... Sanat Danışmanı Raffi Portakal, "Hoca Ali Rıza karakalem desenleri ve suluboya çalışmalarıyla bir kilometre taşıdır" diyor. Ömrünü resim yapmaya adayan Hoca Ali Rıza'nın ilham kaynağı Kız Kulesi, Çamlıca, Üsküdar'ın ahşap evleri, Karacaahmet Mezarlığı ve Beykoz'du. 1858 yılında doğduğu Üsküdar'ın tarihi dokusunu tablolarıyla günümüze bıraktı. Günümüzde değeri daha iyi anlaşılan ünlü ressam, 20 Mart 1930'da öldü.
SAKİN VE ÜRETKEN Kendisini yaşamı boyunca peyzaj ressamı olarak nitelendiren Hoca Ali Rıza, ölümünün 75. yıldönümünde, 20 martta en sevdiği yerde anıldı. Hoca Ali Rıza'nın tablolarına defalarca esin kaynağı olan Kız Kulesi, ölüm yıldönümünde de sanatçı ve ressam dostlarının toplandığı yer oldu. Ceysanat, Üsküdar Belediyesi ve Kız Kulesi yönetiminin işbirliği ile düzenlenen toplantıya, Hoca Ali Rıza'nın torunu Cem Ener, Ressam Dinçer Erimez, Uğur Derman, Ümit Gezgin, Cavit Mukaddes, Naciye Turgut gibi birçok sanatçı ve araştırmacı katıldı. Ressam Hoca Ali Rıza'nın torunu Cem Ener, hiç tanımadığı dedesinin tablolarıyla büyüdüğüne işaret ederken, dedesinin ilginç özelliklerinden de bahsetti. Hayatı boyunca resimlerini satmak yerine hediye etmeyi tercih eden Hoca Ali Rıza, sakin ve hümanist kişiliğiyle tanınıyordu. Torunu Ener, dedesiyle ilgili hatıraları tebessümle anlatıyor: "Dedemi hiç tanımadım fakat annem hep bahsederdi. Vasıfsız konuşmaları, üretken olmadan geçirilen zamanları hiç sevmezmiş. Uzun bayram ziyaretlerinden çok sıkılırmış ve uzayıp giden konuşmalara engel olmak için kendince bir çözüm geliştirmiş. Lokum almaya gittiğinde lokumları kendisi gibi sakin misafirler ve konuşkan misafirler için iki ayrı şekilde kestirirmiş. Dedemin büyük lokumları ikram ettiği konuşkan misafirler, lokumu midelerine indirene kadar epeyce zaman geçer, lüzumsuz konuşmalara fırsat vermeden bayram ziyareti sona erermiş."
ESERLERİ ÇOK DEĞERLİ Konuşmacı olarak anma törenine katılan Ressam Uğur Derman ise Hoca Ali Rıza'nın hayatı boyunca hep kirada yaşadığını ve hiç evi olmadığını söylüyor: "Bir gün Hoca evinden taşınmaya karar vermiş fakat bulduğu ev fareli olduğundan ressamı uyarmışlar. Eğer o eve taşınırsan, fareler resimlerini yer diye... Hoca hiç kulak asmamış, kendisine farelerle nasıl başa çıktığını soranlara, 'Fareler aç olursa beni rahatsız eder, ben onların yuvalarının önüne su ve yiyecek bırakıyorum, böylece beni rahatsız etmiyorlar' demiş." Gerçekçiliğin en önemli temsilcilerinden biri olan Hoca Ali Rıza hayatı boyunca eserlerini satmadı. Torunu Cem Ener, "Dedem tablolarının bugün 150-200 bin YTL.'den satıldığını görse şaşırırdı" diyor. Türk sanat tarihinin Üsküdarlı ressamı, Harbiye kökenli Hoca Ali Rıza, birçok ressam da yetiştirdi. Öğrencileri arasında İhsan Çanakkaleli, "Diyarbakırlı Tahsin" olarak bilinen Tahsin Bey ve Mehmet Ali Laga gibi birçok ressam var. Hoca Ali Rıza'nın yolundan ilerleyenler arasında Ali Rıza Beyazıt ve Sami Yetik de bulunuyor. Hoca Ali Rıza'nın eserlerinin fiyatlarının 10 bin YTL'den 200 bin YTL'ye kadar çıktığını söyleyen Sanat Danışmanı Raffi Portakal, pek çok koleksiyonda ressamın eserlerinin yer aldığını belirtiyor: "Hoca Ali Rıza'nın figür kullandığı resimler çok nadir olduğundan daha değerlidir. Bu resimlerin en önemlisi 'İstanbul'da bir simit satıcısı'dır. Ressam çok üretken olduğundan birçok koleksiyonda ve müzede eserleri yer alıyor. Erdoğan Demirören, İbrahim İter bu koleksiyoncular arasında. Eskiden Kemal Erhan koleksiyonunda çok sayıda Hoca Ali Rıza eseri vardı." Ressamın eserlerinin bir kısmı, Milli Kütüphane, Eczacıbaşı Sanal Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi ve Resim Heykel Müzesi'nde bulunuyor.
Abidin Dino ailesiyle birlikte 1925'te İstanbul'a dönmüştür. Robert Kolej'de öğrenim görmeye başlamış olsa da, sanata olan ilgisi nedeniyle öğrenimini yarıda bırakıp, ağabeyi şair Arif Dino'nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı.
Kariyeri
İlk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları 'Artist' dergisinde 1930'lu yılların başında yayımlanmıştır. Bu yıllarda Nazım Hikmet'in şiir ve oyun kitaplarına kapak desenleri de çizmiş ve kendini çok genç yaşta "ressam" olarak kabul ettirmiştir.
1933 yılında "D Grubu" adlı sanat gurubunun kurucuları arasında yer aldı. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, düşünce yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmekti.
Aynı yıl "Ankara Türkiye'nin kalbidir" isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye'ye gelen Sovyetler Birliği'nin ünlü yönetmenlerinden Sergay Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Yutkeviç'in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sormuştu. Böylece Yutkeviç, Dino'dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB'ye gelmesini istedi. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB'ye gitti ve 3 yıl kaldı. 3 yıl boyunca Leningrad'da Eisenstein ve Yutkeviç'in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi aldı. Yutkeviç'in yönettiği Madenciler filminde çalıştı. 1937'de 2. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Abidin Dino 1939'da Türkiye'ye döndü, 1941'de arkadaşlarıyla Liman (Yeniler) Grubunu oluşturdu. Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. Çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso'nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı.
Yeniler Gurubu'nun Liman çevresindeki balıkçıları konu alan ilk sergisini açtığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü-Çorum'a, sonra Adana'ya sürgüne gönderildi. Adana'da Türk Sözü gazetesini yönetti. "Kel" adlı bir oyun yazdı, ancak oyun hemen toplatıldı. Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 1943 yılında dilci Güzin Dino ile evlendi. Sürgün sona erince İstanbul'a döndü.
1952'de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris'e yerleşti. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulundu.
'İşkence', 'Atom Korkusu', 'Savaş ve Barış', 'Çıplaklar', 'Dört Kent', 'Dağ-Deniz' gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.
Nazım Hikmet'in kendisine "Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?" demesi üzerine ona şiirle karşılık verdi.. (Özellikle internette dolaşan "mutluluğun resmi" isimli tablo Abidin Dino'ya değil, Dianne Dengel adindaki sanatçıya aittir.)
Zaman zaman Türkiye'de kişisel sergiler açan Abidin Dino, 7 Aralık1993 günü Paris'te yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Aşiyan'da toprağa verildi.
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 97 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı. 1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
Daha çok siyah-beyaz, kimisi renkli, kovboylar, Kızılderililer, savaş sahneleri, uzay gemileri, evler, jokeyler, renkli soyutlamalar, kara kalem, kağıt üzerine çini mürekkebi, püskürtmeler, soyutlar. Bunlar sanatçının 60'lı yıllarda uluslararası üne sahip bir 'Harika Çocuk' olarak ortaya çıkışını haberleyen ilk çalışmalardı ve 1963-1972 arasında dünyanın bir çok yerindeki sanat merkezlerinde düzenlenen sayısız sergide sergilendi.
Yeni dışavurumculuk akımının dünyadaki ilk ortaya çıkış yıllarında, çoğunlukla tual, bazen de kağıt üzerine, çokca graffiti kullanarak yapılan çıplak kadınlar, soyutlar oto-portreler. Konu yelpazesi kişisel yaşam soyutlamalarından cinselliğe, yaşam, ölüm ve metafiziğe kadar genişlemekte. Sanatçı, salt 5-6 Batılı ülkenin ayrıcalıklı sanatçısına özgü, kapalı bir kulüp olmakla suçladığı Batı sanat kurumuna karşı mücadele vermekte ve bu savaşımını "Uzun Bir Kavga Olacak", "Eserinin Önünde Poz Veren Graffiti Çocuğu", "Neden Ben ?" gibi resimlerinde dile getirmektedir. Akıtmalar, sıçratmalar, özgür biçimli figürler ve dolgun dokuların kullanıldığı, doğaçlama çalışmalar. Ortalama tual boyutları 150x220 cm, kağıt üzerindeki çalışmalar ise 70x100 cm. Ayrıca kontrplak üzerine yağlıboya ve aynalı kolajlar; bunlar arasında en tanınmışları, sanatçının "Fahişenin Odası" (1981) "Resim" (1985) ve "Günaydın Bebeğim" (1986) isimli başyapıtlarıdır. California yılları süresince, B aykam yapıtlarını San Francisco, New York, Paris, Ankara ve İstanbul'da sergiler, sürekli Atlantik okyanusunu her iki yönde delen bir göçebe hayatı yaşar.
Baykam şerit dizisinde giderek bileşik tarzda yoğunlaşır. Ebatları daha da büyüyen (180x300 ya da 180x450 cm) bu dev boyutlu resimler, sanatçının farklı araçlarla olan farklı deneyimlerini birleştirip farklı sahneleri birbiri üzerine koymakta, altta bulunanı göstermek için bazı bölümleri çıkarmaktadır. Konular kendisiyle olduğu kadar tarihle de ilgilidir. Yapıtlar giderek daha çok "bilinçlenmekte", kavramsallığa doğru eğilmekle birlikte tualin sınırlarından dışarı taşmamaktadır. Yaklaşık 15 çalışmadan oluşan "İç Manzaralar" dizisi, aynı manzaranın çeşitli biçimler ve göndermelerle yinelenişidir. Ünlü Sonsuz Okyanus (Timeless Ocean) resmi bu serinin olduğu kadar, "Resim" (The Painting) isimli yapıtın da kuzenidir. Bu dönem beyaz, boş bir tuale yazdığı ve bir anda sanatçının logosu olup çıkan, daha sonra pek çok çalışmasında, tual veya ipek zemin üzerinde yinelenen "This Has Been Done Before" (Bunlar Daha Önce Yapıldı) graffitisi ile sona erer. Baykam için bu çalışma, sanatçıların her şeyin "daha önce yapıldığı" bir arenada orijinal olmak, orijinal kalmak adına kesintisiz bir savaş verdiği bütün bir post-modern dönemi özetler. Aynı zamanda eleştirmenlerin bu dünyaca ünlü sözünü onlardan önce söyleyerek onları silahsız bırakmış olur ! Baykam bu ünlü graffiti yapıtı için şöyle der: "Bu yapıt Marcel Duchamp imzalı olsaydı, onun en ünlü yapıtı olurdu. Benim bir yapıtım olduğu için, yine bir o kadar ünlü olacak ama azcık daha sabretmesi gerekecek, mesela bir 80 veya 120 yıl kadar".
Baykam 1987'de İstanbul'a döndükten sonra, yaptığı eserlerin hemen hemen yarısı politik bir görünüm kazandı. İlk üç boyutlu çalışması olan 'Demokrasi Kutusu' nu (1987) pek çok enstalasyon sergisi izledi : 'Kubilay'ın Odası' ve ilk İstanbul Bienali'nde sergilenen 'Referandum Kutusu'. Bir yandan da, (1988'de) politika ağırlıklı bir Foto-Haber Resimleri dizisine başladı. Bu "fotopentür" tekniğini kullanarak düzenlediği 5 büyük sergi vardır :
1988 : İç Manzaralar (2.Bölüm), Atatürk Kültür Merkezi. Kenan Evren ve Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlıkları sürerken, o dönemdeki sansüre ve işkenceye karşı ilk açık başkaldırı olan sergide, 'İşkence Kutusu', 'Günah Kutusu' ve "The Kitapyakar" gibi, üç boyutlu çalışmalar da yer aldı. 12 Eylül'ün baskı rejimine karşı düzenlenen ilk açık sanatsal karşı çıkış olarak tarihimizdeki yerini aldı.
1990 : 555K (27 Mayıs İlk Aşkımızdı), Atatürk Kültür Merkezi. 1960 devrimini ve onu getiren yılların öyküsünü anlatır. Baykam'ın Türkiye'ye demokrasi yolunu açan bir devrim olarak gördüğü 27 Mayıs 1960'ı, bir "askeri darbe" olarak niteleyen sağ kanat Türk liberallerine ve 2. Cumhuriyetçilere çok sert bir yanıt getiren bir sergi oldu. Baykam bugün hala kendini siyasi olarak tanımlarken, "27 Mayısçı" kelimesini de eklemeyi ihmal etmez.
1994 : Kuvay-i Milliye (Türk Bağımsızlık Savaşı), Atatürk Kültür Merkezi. Atatürk dönemini, bağımsızlık savaşını ve kültürel/toplumsal başarılarını anlatan bir sergi. Büyük resimlerin yanısıra foto-haber resimleri, şerit resimler, Harbiye Askeri Müzesi'nden ödünç alınan gerçek silahlar ağır toplar ve nesneler sergilendi.
60'lı yılların uluslararası siyasal ve pop ortamının bir tasviri. Özellikle Türk gençliğinin siyasal ve gerilla hareketine ve bu hareketin Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi ünlü liderlerine odaklanma. Aynı zamanda dönemin tanınmış portreleri : J.F.Kennedy, Marilyn Monroe, Che Guevara, Fidel Castro, J.P.Sartre, Bob Dylan, Rolling Stones, İsmet İnönü, Kemal Satır, Suphi Baykam, Ecevit vb.
1999 : Bir Türk Ressamın Küba Devriminin 40. Yılına Bakışı. Che, Fidel ve Küba Devrimini betimleyen çalışmalar, Küba'daki Havana Devrim Müzesi'nde sergilendi ve büyük bir ilgi gördü.
Baykam'ın eski ünlü ustalara gönderme yaptığı ilk yapıtlar, 1987 yılında yaptığı "Ingres, Gerome, Burası Benim Hamamım" isimli çalışmasıdır. (1990) 1989'daki kağıt üzerindeki çalışmalardan sonra (Kağıt Üzerinde Erotik İşler ve Kağıt Üzerinde Kavramsal İşler) Baykam bir Remake Dizisi başlattı; bunlar birçok ünlü sanatçının (Van Gogh, Picasso, Delacroix, Monet, Gericault, Hopper, vb.) önemli işlerinin Baykam'ın kendi stil ve yorumuyla yeniden ele alınmasıydı. Baykam'ın 1991 sergisinde kullandığı deyimle bu "gerçek-sahteler" Paris (1990) ve New York'ta da (1992) sergilendi.
Bunlar Daha Önce Yapıldı Akıtmaları : Bu soyutlama dizisinde, akıtma katmanları ipek zemin üzerine yazılan 'Aynısı Daha Önce Yapıldı' yazısıyla karışır. Saydam ormanlar, yağmur katmanları gibi, önce manzaralara dönüşür, çöllerin ortasında uzanan otoyolların pop imgeleriyle zenginleşerek son bulur.
h) Enstalasyonlar, Happeningler ve “Livart“
Baykam'ın 1987'de başlayan canlı enstalasyonları izleyiciyi adeta katılmaya zorlamakta, beş duyuya seslenen unsurlardan, neşeli, şakacı ve cinsel ögelerden yararlanmaktadır. 1992'de yazılan ve 1994'te Cannes'daki Uluslararası Sanat Festivali'nde uygulanan Livart projesinde canlı oyuncular, hayvanlar (papağan, yılan, horoz), oyuncaklar, tiyatro parodileri, resimler, videolar, enstalasyonlar kullanıldı ve seyircinin katılımı sağlandı. Bu pahalı ve iddialı gösteri, festivalin "en iyi sanatçı" ve "en iyi performans" ödüllerini kazandı. Baykam ayrıca Livart hakkında bir dizi 70x100 cm ebadında Foto-Resim yaptı.
Bu araba ve yol serisinde dev boyutlu, gerçek araba parçaları (kumanda panosu, tampon, vs) tiyatroya özgü ortamlarda, kontrplak resimlerin bir parçası olarak kullanılmıştır. Bu dizi, ressamın tutkularından biri olan "araba kullanmak, uzun yol yapmak" konulu, orta ve küçük boy resimleri de içerir. Serinin en önemli yapıtı "Orman Aşıkları" isimli konstrüksiyon yapıttır
Figür ya da konuya çok az yer veren, bir dizi tual çalışması. Çoğunlukla koyu renklerde, saydam katmanlı, yüzeyi dolgun dokulu. Bu dizinin odak parçası 1.80 x 2.70 m boyutundaki "Kendine Ait Bir Dünya" adlı çalışmadır. Geniş ve orta boy resimler.
Çoğunluğu (64 parçası) Fenerbahçe futbol takımının tarihine ayrılmış olan foto-resimler. 20.yüzyıl boyunca kulübün kapsamlı, geniş tarihini, başlıca zaferlerini ve tanınmış yıldızlarını betimlemekte, ayrıca Fenerbahçe ve Mustafa Kemal ilişkisini özellikle vurgulamaktadır. www.fenerbahceworld.com
Çoğu 1999'da yapılan bir dizi tual çalışması. 'Saydam katmanlar' a, ressamın çok özel yaşamından siyah-beyaz fotoğraflarla doğal bir devam oluşturan bir dizi. İki dizi arasındaki bağ, 1999 tarihli "Katmanlı Hatıralar" adlı çalışmadır
Bedri Baykam'ın büyük medya kuruluşlarında ve beş yıldızlı otellerde pek çok eseri bulunmaktadır :
Los Angeles'teki Ashkenazy Otellerinin koleksiyonunda dört resim
İstanbul, Swissotel-Bosphorus için İstanbul'un iki özel soyut manzarası. Bunlardan biri kırık aynalar ve kenti simgeleyen yedi tabağın kullanıldığı, oldukça büyük bir çalışmadır.
Hyatt Regency Otelinin "Spasso" lokantasında, 150 x 220 cm boyutunda, ünlü İtalyan "ketafizik" sanatçı Giorgio de Chirico'ya gönderme yapan iki adet "remake" resim.
Ceylan-Intercontinental'de "Dünyam O Kadar Renkli ki" dizisinden iki çalışma.
Sabah grubu yeni matbaasında, Baykam'ın Sabah kupürlerinden yararlanarak yaptığı 20 foto-haber resmi
Karacan Medya Grubu'nda, sanatçının bu grup için yaptığı dört büyük eserin yanısıra başka birçok çalışması.
Bedri Baykam'ın pek çok ana ürününe, genellikle kağıt üzerine 70x100 cm boyutundaki yan çalışmalar eşlik eder. 1. Istanbul Bienali, Hamam Sergisi, 555K, Kuvay-i Milliye, 68'li Yıllar sergileri, gibi. Hepsinin de kağıt üzerine 70x100 cm'lik yorumları vardır. Aynı ebattaki işlerinden biri de, Genco Erkal'ın "Aslan Asker Şvayk" adlı oyunu için hazırladığı 32 parçalık bir dizidir.
Bunlar Baykam'ın herhangi bir dizisine bağlı olmayan sanat eserleridir. Farklı dönemleri ya da malzemeleri karıştıran, bazen tek, bazen de 3-4-5 parçadan oluşan mini serilerden oluşan gruplardır.
q) Retrospektif
Bedri Baykam için 1999'da, sanat yaşamının 40. yılında Atatürk Kültür Merkezi'nde retrospektif bir sergi düzenlendi. Sergide, 1959'da henüz iki yaşındayken yaptığı resimlerden başlayarak günümüze kadar yaptığı tüm resimlerden örnekler toplandı. Ressamın bütün dönemlerine ait 300 küsur eser sergilendi. Edward Lucie Smith (İngiltere), Carmelo Strano (İtalya), David Applefield (ABD), Susan Platt (ABD) gibi pek çok eleştirmen, Türkiye'de bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük tek kişilik sergi olan bu etkinliği yurtdışından gelerek gezdiler ve yazdılar. Bu sergi için 110 sayfalık bir katalog hazırlandı. Ayrıca bu vesileyle Boyut Yayın Grubu, 480 sayfalık bir monografi yayınladı. Bugüne kadar bir Türk sanatçı için hazırlanan en kapsamlı monografi olan bu eserde Mehmet Ergüven, Beral Madra ve Levent Çalıkoğlu'nun yazılarının yanı sıra, Peter Selz, Talat S. Halman, Hasan Bülent Kahraman, Patrick Wright, Özdemir Altan, Otto Hahn, Kayıhan Keskinok gibi dünyanın pek çok dergisinde eleştirileri yayınlanan, uluslararası kritikin de yazıları yer almakta. Fiyatı: 60 $. (Sipariş ve bilgi için : Boyut Yayın Grubu, Matbaacılar Sitesi, No.115, 34554 Bağcılar/Istanbul. Tel : 0212 629 53 00 Fax : 0212 629 05 74-75 E-mail : info@boyut.cm)
Bu kitapta, Makedonya kökenli Amerikalı sinemacı Stefan R. Svetiev'in hazırladığı ve Bedri Baykam'ın yaşamını ve sanatını anlatan belgeselin bir video-cd'si de yer almaktadır. Yapımcılığı Piramid Productions Limited'e ait olan filmin adı "This Has Been Done Before" (Bunlar Daha Önce Yapıldı). Filmin dört versiyonu var : 58 dakikalık kısa, 110 dakikalık uzun filmlerin her ikisinin de hem İngilizce hem Türkçe versiyonları hazırlandı. Boyut'un yayınladığı Baykam monografisinde yer alan, 58 dakikalık film Türkçe ve İngilizce alt yazılıdır. New York'ta yaşayan ve Baykam'ın 1980'den beri dostu olan yönetmenin 2 yılda hazırladığı bu belgesel, Baykam'ın sanat yaşamını her yönüyle irdelemekte.
Baykam’ın geçen Ocak ayında AKM’deve Haziran ayında Paris’te sanatseverlere sunulan “Girly Plots” sergisinde, sanatçının modelleriyle yaptığı çekimlerden yola çıkılarak hazırlanan ink-jet baskı, kumaş, plastik döşemeler, çinko levhalar, tual, akrilik boya ve çim halılar gibi çeşitli malzemeler, yol ve gök manzaraları ile birleşiyor.
Fransa’nın en etkin iki çağdaş sanat dergisinden biri olan ART ACTUEL, Mayıs/Haziran sayısında Bedri Baykam’a geniş yer ayırdı ve “Girly Plots” sergisine, bu mevsim Paris, New York ve Londra’dan seçtiği Mondrian gibi, Matisse-Picasso gibi, Miquel Barcelo gibi sanatçıların işlerinin yanısıra görülmesi gereken en önemli 14 sergi arasında yer verdi.
Derginin eleştirmeni Harry Kampianne, Baykam’ın son sergisinden söz ederken, “Muhteşem bir seri, Baykam o kadar bulaşıcı bir zevkle bütün bu malzemeleri kullanıyor ki, insan bu kadın figürlerine dokunmaktan kendini zor alıkoyuyor” diyor. Kampianne, sanatçının yenidışavurumcu çalışmalarını “özgür bir Atilla fırçası ile multimedya dünyası ile oynamak” şeklinde tanımlıyor.
“Muhteşem bir seri, Baykam o kadar bulaşıcı bir zevkle bütün bu malzemeleri kullanıyor ki, insan bu kadın figürlerine dokunmaktan kendini zor alıkoyuyor” diyor. Kampianne, sanatçının yenidışavurumcu çalışmalarını “özgür bir Atilla fırçası ile multimedya dünyası ile oynamak” şeklinde tanımlıyor.Ayrıca, İtalyan L’ARCA sanat dergisi, Paris’te yayınlanan FRANK uluslararası edebiyat dergisi ve uluslararası Milano çıkışlı TEMA CELESTE sanat dergisi, son sayılarında Bedri Baykam’a geniş yer ayırdılar ve Girly Plots sergisinden övgüyle söz ettiler. İspanya’nın VANGUARDIA gazetesi de 5 Nisan tarihli sayısında Baykam’ın “Girly Plots” sergisine geniş yer ayırdı.
Serginin Paris Galerie Lavignes-Bastille’deki ayağında Baykam’ın “Girly Plots” serisinden seçilen 15 çalışmanın yanısıra, sanatçının serginin başlığını tema alarak hazırladığı 50 dakikalık video film de gösterime sunuldu. Metinleri Amerikalı edebiyatçı David Applefield, Türk sanat tarihçisi Levent Çalıkoğlu, Amerikalı eleştirmen Robert C. Morgan ve Bedri Baykam tarafından yazılan 150 sayfalık renkli katalog ise, Türkçe-İngilizce-Fransızca olmak üzere üç dilde hazırlandı.
Bedri Baykam'ın 40 yıllık sanat yaşamının bir özeti olan belgesel, ressamın "harika çocuk" olarak ünlenmeye ve uluslararası sanat dünyasını yeteneğiyle etkilemeye başladığı 60'lı yıllarda başlar.
Bu noktadan sonra film Baykam'ın yaşamını adım adım izleyerek olgunlaşmasını, salt bir ressam değil, aynı zamanda bir yazar ve politik bir eylemci olarak, çok yönlü bir kişilik haline gelişini sergiler.
Film, Baykam'ın arşivlerinin didik didik edildiği, uzun ve özenli bir çalışma sonucu gerçekleşti. 8 ve 16 mm'lik, yüzlerce saatlik pek çok film ve video çekimi dikkatle tarandı. Bir bütün olarak ele alındığında, farklı tekniklerden tatlar taşıyan bütün bu filmler sanatçının renkli yaşamına son derece zenginleştirici ve duygusal ögeler katmakta..
Belgeselin birinci bölümünü, 60'lı yıllar oluşturuyor. Bedri'nin çalışmaları ilk kez 1963'te (henüz altı yaşındayken) Ankara'da, Istanbul, Bern ve Cenevre'de sergilenir. Sanatsal dehası bir anda uluslararası sanat sahnesinde konuşulmaya başlanır. 1964 Paris ve Londra sergilerinden sonra, 1965'te New York'ta resimlerini satmaya başlar.
80'lerin başında Baykam uluslararası Yeni-Dışavurumcu hareketin Türkiye'deki öncülerinden ve çağdaş sanatı Türk toplumuna kabul ettirmeye çalışan, bunun için vargücüyle çabalayan sanatçılardan biridir.
Film aynı zamanda Baykam'ın bir "kültür gerillası" olarak yaptığı eylemlere de değiniyor : Üçüncü Dünya sanatçılarının köşeye sıkıştırıldığına, dışlandığına inanan ve bu durumu değiştirmek için elinden geleni ardına koymayan sanatçı, 1984 yılından beri durumu protesto eden sayısız manifesto ve makale kaleme almıştır. 1994 yılında yayınlanan, çabalarını, savaşımını anlattığı kitabı, "Maymunların Resim Yapma Hakkı", Baykam'ın çok-kültürlülük deyimi moda olmadan çok önce, Batılı-olmayan sanatın nasıl ateşli bir sözcüsü ve teorisyeni olduğunu kanıtlıyor. Kitap verdiği sayısız örnekle, Batı sanat dünyasının 'öteki'ni yok sayan, üstten bakan tavrını olanca çelişkisi, yanılgısı ve yanlışlığıyla gözler önüne sermekte.
Baykam 1987'de boş bir tuale şu cümleyi yazar : "This Has Been Done Before" (Bunlar Daha Önce Yapıldı). Bu cümle, alaycı, post-modern bir gönderme olmanın yanı sıra, Batılı-olmayan sanatçıyı sahip olduğu bütün değerlerden yoksun bırakmak, elini kolunu bağlamak için sürekli bu cümleyi yineleyen Batılı sanat eleştirmenine de bir yanıttır. Enstalasyonlarında, daha sonraki işlerinde üst üste, defalarca kullandığı bu cümle, kısa sürede Baykam'ın temel logosu olup çıkar.
90'lı yıllarda Baykam'ı başarılı bir yazar ve siyasal bir eylemci olarak görürüz. Öte yandan, tualini de ıslak ve canlı tutmaktadır. Şimdi sanatçının bir misyonu daha vardır : Siyasal bilinci yaymak ve laik, demokratik cumhuriyeti ve hukuk devletini korumak. çekirdekten sarsılmaz bir Kemalist olarak, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin her türden düşmanıyla savaşmakta, demokrasi, laiklik ve özgürlük mücadelesini korkusuzca ve inatla sürdürmektedir. Aynı yıllarda (90'larda) pek çok yazar dostu şeriatçı, İslamcı terörün hedefi olmuş, can vermiştir.
Film, ressama ilişkin sanatsal ve biyografik unsurların yanısıra, sanatını etkileyen tarihsel olaylara da yer veriyor : 1960 devrimi, 1971 ve 1980 askeri darbeleri, Deniz Gezmiş ve 68 gençlik hareketi, Kennedy suikasti, Beatles çılgınlığı ve Küba devrimi. Dolayısıyla filmin Türkiye'nin 20. yüzyıldaki siyasal yaşamına da kapsamlı bir bakış fırlattığı söylenebilir.
Baykam'ın 1987'den başlayarak sanatına kattığı multi-medya ögeler, 1994'te Cannes'da düzenlediği ve görsel bir tiyatro şenliğine dönüşen Livart sergisinde doruğa ulaşır. Paris'te 1999'da gerçekleşen 'Dreamcorder' (Rüya Kaydedicisi) projesi ise 21. yüzyıla özgü tatları ve sanatla bilim arasındaki olası ilişkileri vurgulamaktadır.
Svetiev'in filmi, bir kıtadan ötekine, New York'tan Havana'ya, Oakland'dan Kahire'ye, Paris'ten Ankara'ya uzanan sergileri, politikayı, film oyunculuğu ve film yönetmenliğini, sorumlu bir yazar kimliğini, sivil eylemciliği, renkli bir özel yaşamı, sayısız hayranı ve düşmanı içeren ama merkeze hep resmi alan, dopdolu ve hızlı bir yaşamın öyküsüdür