ÖZCAN SANAT EVİ

ÇOK HOŞ GELDİNİZ, HOŞLUKLAR GETİRDİNİZ! KEŞKE BİR DE ELEŞTİRMEK İÇİN ZAMAN BULARAK BENİ MUTLU ETSENİZ…

7.5.2008 - Sizce Bu Dinginlik, Bu Gülümseme Neden?

 

Daha önce hiç gelmemiş, buraya ilişkin hiçbir değerlendirme dinlememiş, hiçbir bilgi edinmemiştim. Bazen TV kanalları arasında gezinirken, buraya ilişkin belgesellere rastlamış ama hiç duralamamış, meslektaşlarım arasındaki Artvinlilere kentleri nedeniyle bir ayrı merak ya da ilgi duymamıştım. İnanın, o denli yabancısı ve ilgisiziydim Artvin’in de, Artvinlilerin de… Bir kötü yaşanmışım, bir soğukluk nedenim olduğundan değil… Belki hiçbir bağım oluşamadığı, hiçbir yakınım olmadığı, yaşantıma Artvin’le ilgili hiçbir kişi ya da olay girmediği için ...

 

Her neyse… Anlatmak istediğim, daha önceki yaşantımda ne denli ön görüşsüz, bu nedenle de yazarken ne denli kasıtsız, yansız olduğum… Yani, gözlerken de, gözlemlerime dayalı düşüncelerimde de beni yönlendirebilen hiçbir ön kayıt yok belleğimde.

 

İşte bu ön bilgisizlik ve kanısızlıkla, geldiğimin daha ilk haftasından sonra insanların yüzündeki anlatımsız dinginliğin, ‘’ keyif, mutluluk… ‘’ olarak da nitelenebilecek olan rahatlığın nedenini araştırmaya başladım.

 

Daha önce de andığım gibi; insanlar kavga etmek için neden yaratmıyor, bakışlarında sanki gülümseme var, hoşgörü var, barışçıl bir şey var… Anlatılır gibi değil bu… Evet evet… Yaşıyorsunuz ama anlatamıyorsunuz… Ya da yeterince güçlü değil yazarlığım da ben anlatamıyorum…

 

İşte bu duyumsanan ama anlatılamayan, burada yaşayanların yaşadığı ama ayırdımında bile olamadığı özellik nedendir?

 

Görünürde yığınlara iş veren fabrikalar, üzerinde bir şeyler üretilip satılacak, para kazandıracak tarla-tapan yok, orman işçiliği eskisi kadar değil, madenler kapanmış… İl merkezinde mutlu edecek hiçbir gelir kaynağı görünmüyor… Başka kentlerle ticari ilişkiler kendisi kadar nüfusu olan ilçelerinde yoğun, ama oralarda da kente aktarılabilen sermaye birikimi oluşamıyor artık. Ancak geçinebiliyorlar…

 

Eee? Bu dinginlik, bu gülümseme neden? 

 

Sordum… Buranın eskilerine, yenilerine, memurlarına, amirlerine, hiç dışarı çıkmayanlarına, dışarıdan gelenlerine… Önce hepsi şaşırıyordu ‘’ Öyle miyiz? ‘’ diye, onların şaşırmasına ben şaşırıyordum, sonra düşünüyorlar ‘’ Gerçekten yahu! ‘’ diyorlar, bana yardımcı olmak ya da yanıt vermiş olmak için akıl yürütmeye başlıyorlardı…

 

Tam çözülmüş değil. Şimdi pek çok kişi düşünüyor bunu eminim. Yazımı okuduktan sonra siz de düşünün; hemen bitişikteki kentlerin insanları da dahil, tüm toplumun içine düştüğü gerilimin Artvin kent merkezine neden ulaşamadığını araştırın, yazın, tartışıp sonucunu görelim.

 

Benim saptamalarıma göre buradaki dinginliğin nedenleri şunlar;

 

Bu kentin çalışabilecek insanları başka kentlere göçüp gitmiş, burada yalnızca madenlerden ya da kamu kurumlarından emekli olanlar ve kamu kurumlarının geliri belli insanları ile onların yaşaması için gerekli yiyeceği, giyeceği, kullanacağı şeyleri alıp satan küçük esnaf kalmış. Bu insanlar da cebine girecek aylık ya da üç aylık gelirlerini biliyorlar ve ne denli devinirlerse devinsinler bir kuruş fazlaya ulaşamayacakları için öyle bir çaba ya da hırsı bırakmışlar, belli olan gelirlerine göre giderleri planlanmış, başkaca olanaklara gereksinim duygularını yitirmişler, durağan bir yaşama uyumlu Artvinli oluşmuş.

 

Sizce başka nedenler de varsa yazın, bir sonuca varalım.

 

Mahatma Gandhi’ ye sormuşlar mutluluğu, kişinin hiçbir şeye gereksinim duymaması olarak tanımlamış.

 

Gereksinimlerini sabit geliriyle sınırlamış olan Artvinli gülümsüyor.

 

Gelecek yazımı okuyuncaya dek siz de gülümseyin, içinizde gülümsemeler çoğalsın.

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3.4.2008 - Artvin Yolculuğunda Kabus

 

Artvinlilerin güzelliklerini anlatmayacağım bu kez. Konumuz Artvin yolculukları…

 

 

Normalde 24 saat sürmeliymiş; 28,5 saat sürdü otobüs yolculuğum. Hopa’dan Antalya’ya tek otobüs… Aktarmasız…

 

İlkinde uçakla gelmiştim, ama o da toplam 24 saat sürmüştü… Nasıl mı? Antalya-Ankara uçağıyla gelirsiniz, Erzurum’ a gidecek uçağı Esenboğa Hava Alanı’ nda 6 saat beklersiniz, Ankara-Erzurum uçağıyla devam eden yolculuğun sonunda Erzurum’ dan Artvin’ e gelen son küçük otoyu kaçırmış olursunuz, Erzurum’ da yatar, sabahın ilk arabasını kaçırmazsanız, tam 24 saat sonra Artvin Otogarı’ nda inersiniz. Bir de, yeme-içme-yatma bedeli bir yana, toplam 225 YTL harcarsınız… Eh, 60 YTL olunca otobüs yolculuğu yeğlenir elbette.

 

28.5 saat yolculuk…

 

Adamlar şehirlerarası, tarifesi olan, konaklayacağı yerleri belli, akıllı uslu, lüks mü lüks firma görünümünde şirkete mensuplar, ama köy taşımacılığından da beter, hiçbir kurala bağlı olmaksızın, tanıdığı lokanta, büfe, benzin istasyonu, fırıncı… kim varsa, onun ticarethanesi önünde süresi belli olmaksızın konaklayıp, yolcularına para harcatma umuduyla, yolculuk değil avare gezintisi yaptırıyorlar…

 

Aman haaa! Böyle bir şeyle karşılaşınca ‘’ Ne oluyor? ‘’ falan demeyin, ‘’ Hızlı gidene binseydin! ’’ diye fırça da yersiniz.

 

Böyle şey olmaz!

 

Böyle bir şey olmaz işte!

 

Antalya-Gürcistan arası  tek ulaşım yolu buysa, şu fakir kente üç-beş kuruş girecek, insanların yüzü gülecek, ‘’ buralara da birileri geliyor ‘’ denecek, buralardan göçüp gidilmeyecekse biraz özenli olunmalı taşımacılıkta. Biraz saygılı olunmalı. Upuzun yolculuk bir de gerilim yüklenerek daha uzun duyumsatılmamalı.

 

Kötü yolculuk yörenin güzelliklerine çirkin, kara bir perde gibi iniyor. Birileri bir şeyler yapmalı!

 

Artvin’ de yaşayan Artvinliler!

 

Bu yazının üstüne gülümsenmez biliyorum, ama parmaklarınızla çekiştirin yanaklarınızı, dudaklarınız gülümsesin, içinizde gülümsemeler çoğalsın.   

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24.1.2008 - Artvin’de Yaşayan Artvinlilerin Siyasi Duruşları

‘’Hani bu köşede siyaset olmayacaktı?’’ diyeceksiniz... İlk yazımda öyle demiştim. Sözüm söz… Burada, insanların siyasi düşünceleri, falan partililerin doğru, filan partililerin yanlış düşündüğü, ya da yaptığı söz konusu olmayacak, siyaset yapılmayacak.

 

Konumuz insanların,  düşünce türü ya da tanımından söz etmeksizin, siyasi görüşlerini nasıl taşıdıkları, nerede gösterdikleri…

 

Siyasetin yaklaşık, geçmiş 40 yılını anımsıyorum; vatan cepheli – vatan cephesiz, komünist – faşist, solcu – sağcı, dinci – laik, ‘’A’’ cı, ‘’B’’ ci… ’’Z’’ ci… O denli çok nedenle insanlar bölüştürüldü ki dünden bu güne, artık bırakın o güvene dayalı konu komşu ilişkilerini, akrabalık ilişkileri de bir yana kondu, baba oğulun bile ilişkilerini soğutabilen ve neredeyse genlerimize işlemiş olan bir uzaktalık oluştu.

 

Bu genel psikoloji içinde insanlar, düşünsel kimliklerini dışa vurma gereksinimi duydular; Bıyıklar, saçlar, giysiler, yürüyüşler düşüncelere göre şekillendi, bazı dönemlerde çoğalıp, bazı dönemlerde azalarak… Tartışılacak ya da dövüşülecek insanı aramakla zaman yitirmemek, görünümünden tanıyıp hemen saldırmak, ya da kime karşı gardını alacağını saptamak için…

 

Neyse… Bu bir oluşturulum ve insanlarımız bunun içinden çıkamadı. Bunu, toplumu gözleyebilen herkes, sözcüklere yüklemese bile bilerek, o yetenek açısından eksikliler ise bilmeksizin yaşıyor. Bu da herkesi, tanıştırıldığı her insan için birinci görev olarak ‘’ Acaba neci? ‘’ sorgulamasına iteliyor. Artık kaç kişinin, birisiyle tanışınca, ilk tarttığı konu ‘’ İyi bir insan mı acaba?’’ oluyor ki?

 

İşte öyle ortamlardan çıkıp gelen bir insan Artvin’de yaşayan Artvinlileri gözleyince şaşırıp kalıyor. Neden mi?

 

Kutsal ay Ramazan’ dayız. Sokaklarda sigara içen yok. Lokanta ve  çayhanelerin tamamına yakını  kapalı, çok büyük bir kitle büyük bir olasılıkla oruçlu. İftar saatinde sokaklar bomboş.

 

Oruç tutmayanlar aç kalsın, çay içemesin falan değil ama kapalılığın nedeni… Dışarıdan gelen kimse pek yok. Herkesin de evi var… Yiyecek içecek arayan çok az olacak, açma, pişirme masrafını karşılamaz düşüncesi… Yoksa, nöbetçi eczaneler örneği, oruç tutanları imrendirmemek için pencerelerine kamuflaj yapılarak ‘’Açıktır’’ kağıdı asılmış lokanta bulmak mümkün. Ve böylesine inançlı olan bu kentte hiç kimse, saçı - sakalıyla, üstü – başıyla, kavuğu – kaftanıyla inanç ve düşüncesine mankenlik yapmıyor. Beyinler taşıyor inançları; Bedenler değil, giysiler değil, giysilere sempati ya da öfkeyle bakan gözler değil…

 

Aylardır kahvehaneleri, pastaneleri, lokal ve dernekleri dolaştım sessizce, hiç kimseyle tanışıp dost olmadan. ‘’Kim bilir kim…’’ olarak bir köşeye oturup, diğer masalarda oyun oynayan, sohbet eden kalabalıklara kulak kabarttım. Gazete okumaya ara verip, yanındakilere, o habere ilişkin kısacık yorumlar geçenleri dinledim. Bu yorumların başlattığı ve konuşanların karşıt görüşlü olduğunu belli eden tartışmalara da denk geldim. Sesler yükselmiyor, karşısındakini baskı altına alamamanın, ya da savını kabul ettirememenin öfkesi gözlere yüklenmiyor ve asla aşağılamaya yönelik sözcükler aranıp bulunmuyordu…

 

Panellere katıldım dinleyici olarak; öğrenciler, öğretmenleri gelince koşuşturup oturabilecek sandalye arıyor, yer veriyor, gruplaşmışlığı ortada, tavırlı bir kitle gözlenmiyor, konuşmacılar hakkında olumsuz sözcükler öfkeyle haykırılmıyordu.

 

Sözün kısası; İnsanlar yolda sokakta, kalabalıkta tenhada, konusu siyaset olan tartışma içinde, birbirlerine bir şeyleri kabul ettirme uğraşı içinde değiller. Bu nedenlerle gösteri, kırgınlık, kavga yok…

 

Eeee? Depolitize mi olmuşlar? Kozmopolit mi olmuşlar? İyi mi  sanki bu?

 

Bakın, bu kentin okur yazarlığına ilişkin istatistikleri görmedim ama alış – veriş yaptığım market çalışanlarının, işçinin -  aşçının en azından lise, çoğunun da yüksek okul mezunu olduğunu biliyorum. Şivelerini bir yana koyarsak, çeşitli taleplerle karşıma gelen köylülerin bile konuşmalarında tümcelerin düşmediğine, savlarını bir hukukçu bilgeliğiyle ortaya koyduğuna, kuşkulanıp ‘’Sen hangi okulu bitirdin?’’ dediğimde ‘’ İlkokul…’’ yanıtına ve biraz deşeleyince ülkenin taa öbür ucundaki olaylardan bile haberi ve bilgisi olduğuna tanığım ben.

 

Bu kentte insanlar kesinlikle siyasete uzak değiller.

 

Peki, göstermeme, konuşmama, tartışmamalarının nedeni ne?

 

CAN GÖZÜYLE,  yani bence nedenlerini yazayım;

 

* Bir kez, çoğunluğu okumuş ve okuyan insanlar. En azından basın ve yayını ilgiyle izliyor, her şeyi biliyorlar.

* Türk insanını, yani kendilerini tanıyorlar. Sağcıysa da solcuysa da, karşı görüşteki insanın düşüncelerini bağırıp çağırarak, sövüp sayarak, itip kakarak değiştiremeyeceklerini, aksine, daha çok keskinleştirip, kendilerine hasımlaştıracaklarını biliyorlar.

 

Başka nedenleri yazmayacağım.

 

Bu kentte ‘’ BEN DÜŞÜNCELERİMİ SANDIK BAŞINDA SÖYLERİM’’ partisi egemen.

 

Artvin’de yaşayan Artvinliler!

 

Böyle olduğunuz için gülümseyin, yeniden buluşuncaya dek içinizde gülümsemeler çoğalsın.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29.11.2007 - EFENDİLİĞE ŞAPKA ÇIKARTIN BEYLER!

Ben çok il gezdim, o illere giderken de pek çok ilin insanlarını gözledim. Biliyorsunuz, daha önce anmıştım. Bunu yazılarıma yeni ilişenler için yazdım.

 

Bu  zorunlu ya da değil bulunmalarımda, erkeklerin hastalık derecesinde kadınlara ayaklarının ucundan saçlarına dek, üstelik derli toplu giyinmiş olsalar bile, sıradanlığın dışında ve aslında TACİZ denebilecek şekilde baktıklarını gördüm. Hele kadının yanında bir erkek yoksa… Hoş, olsa da geçtikten sonra arkalarından bakarlar ya…

 

Kendiniz bakmaya ara verin zaman zaman da, karşısından ya da yanından kadın ya da kız geçen hemcinsinize bakın, onu bu açıdan bir gözleyin bakalım… Hak verecek, kendinizin de bunu yaptığınızı ayırt edecek, ama sesli olarak ortaya koyamayacaksınız. Ve göreceksiniz ki, kadının giyiminin çok kapalı olması  ya da olmaması bunu değiştiremiyor, hatta sıradanlığın dışında bir kapalılığa daha dikkatle bakılıyor…

 

İçinizden ‘’’Ben hiç de öyle değilim’’ edebiyatı yaparak beni suçlamaya kalkıyorsanız, ‘’Kişi karşısındakini kendisi gibi bilir’’ sözünü biliyorum. Ben sanılarımı değil, gözlemlerimi yazıyorum unutmayın. Ve ben bir başkasının yanındaki insana, ya da gelip geçen herhangi bir kadına sıradan bir bakıp geçmek yerine, ‘’Şurası nasılmış?’’, ‘’ Burası nasılmış? ‘’ gibi incelemeyle bakanlara çok öfkelenirim.

 

Dikkat edin, yalnızsa erkek vatandaşımız, o kadına bakışı eylemsizken, bir başka arkadaşıylaysa bir de ‘’ Üfff! Kalçalara bak lan! ‘’ da der. Hepsi bunu yapmaz tabii… Kültür düzeyiyle ilintilidir seçtiği sözcükler;

 

-         Ne kadar da düzgün!

-         Ne şık giyinmiş!

-         Şunu hoş bir giysiyle düşünebiliyor musun? Artistler halt etmiş vallaaa…

-         Kıvrılışa bak! Çarşafı bi çıkar, manken gibi bi şeydir, kesin…

 

Toplumumuzun bu alışkanlığı nedendir, bir araştırma yapılmış mıdır bu konuda, bilmiyorum. Ama genel bir göz açlığı olduğu kesin. Ve bu göz açlığını içlerine bastırma gereksinimi duymayacak kadar pervasızlar. Buna kadınlarımız, kızlarımız da çaresiz boyun eymişler, bir kenarda, dükkan önünde, bir bankta veya herhangi bir yerde oturmakta olan iki üç erkeğin önünden geçerken, karşısından geliyorlarsa, ya da önünde gidiyorlar da geçmek zorunda kalmışlarsa, kendilerine bir laf atılacağını biliyorlar, sıkılıyorlar, ne tarafa bakacaklarını şaşırıyorlar… Ama kesin olan bir şey var, ÖZGÜRCE geçip gidemiyorlar, huzur duymuyorlar…

 

ARTVİN’de yaşayan kadınlar, kızlar inanın bana çok özgür. Nasıl giyinmiş olursa olsunlar hem de, ki Artvin’de yaşayan kadınlar batının  ‘’çok gelişmiş’’ denen kentlerindeki hemcinsleri kadar modern giysiler içindeler.

 

Gözledim; O bir buçuk metre enindeki kaldırımlara cepheli dükkanların, çay evlerinin önünde oturan ikili üçlü erkekler, yaşları kaç olursa olsun, önlerinden geçen kadına kıza herhangi bir adama bakıp geçtiğinden daha değişik bakmıyorlar. O kadın görür, ayıp olur diye değil, geçtikten sonra arkasından da bakmıyorlar. Kulak kabartıyor, aralarındaki konuşmaları dinliyorum; Geçen kadın ne kadar çekici olursa olsun konuşmalarına konu olmuyor.

 

Cinsel yönden başka illerdeki erkeklerden daha doygun ya da isteksiz olduklarından mı? Hiç sanmıyorum; Burada insanlar başka illerdekilerden daha çok protein ağırlıklı besleniyorlar.

 

Eeee? Neden öyleyse?

 

Bu, kültür farkı işte!

 

Bu, karşısındaki insanın tedirgin olabileceği düşüncesiyle kendine gem vurma, karşısındakinin özgürlüğüne saygı…

 

Bu,  erkek toplumumuzun genel özelliklerine göre ‘’ kendine özgü’’ lük…

 

 İşte bir özelliği daha Artvin’de yaşayan Artvinlilerin; Efendiliğe şapka çıkarın beyler!

 

Hanımefendiler! Artvin’de yaşadığınız için gülümseyin, yeniden buluşuncaya dek içinizde gülümsemeler çoğalsın.

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12.6.2007 - ARTVİNLİ' LER MAGANDALAŞMADAN KALMIŞLAR

Evet, bir önceki yazımda anmıştım; Bu kentin merkezinde aralarında birer sıra bina olan, üst üste üç cadde var. ‘’Üst üste…’’ diyorum, çünkü birinden diğerine, bağlantı noktalarındaki küçücük alanlar dışında, daracık, kırkar-ellişer basamaklı merdiven-sokaklardan çıkılıp iniliyor; Caddeler arası kot farkı o denli fazla… Çok dar alanda yükselmek zorunda kalınca insanlar, geniş caddeler yapamamışlar. Belediye başkanları çalışmadığından değil.

 

Caddeler bir sıra araba park ettiğinde ancak tek sıra aracın gidebildiği kadar dar olunca kaldırımlar ne kadar olabilir? Evet, bir buçuk metre… Caddelerin iki kenarında kaldırımlar o kadar ve kent merkezi olduğu için boylu boyunca dükkanlar, lokantalar, bankalar… Aklınıza hangi çeşit iş yeri gelirse hepsi bu altı sıra kaldırıma bakıyor.

 

Bu tanımı neden mi yaptım? Az sonra yazacaklarıma ‘’Ne var bunda yani?’’ demeyesiniz, Artvin’ de  yaşayan Artvinlilerin ayırdımını yapabilesiniz diye…

 

Herkesin rahatsız olduğu, hoşlanmadığı birçok şey vardır. Benim de var… Hiç hoşlanmadığım şeyler de var üstelik; Sağımdan solumdan geçen insanların omuzlaması bunlardan birisi.

 

Artvin’e gelişimden üç-beş gün sonraydı, bir değişiklik, bir tedirginlik duyumsadım; O daracık kaldırımda hem yürüyor, hem de ayırt etmeye çalışıyordum nedenini. Bir sıkışıklık oldu, labirentte yol ararmışçasına devindi insanlar ve çok kısa bir süre sonra da duralama sona erdi, hatlar çizildi, herkes devam etti yoluna, ama ben aradığımı bulmuş, içimdeki sorunu çözmüştüm; Bu kentte insanlar birbirini omuzlamıyordu. Akrobatik kıvrılışlar, çok sıkışınca inanılmaz yanlamalarla, çarpışmadan, hatta hiç dokunmadan  daracık kaldırımlarda yürüyorlardı.

 

Alışmamışım ya öyle bir ortama, bilinçaltım tedirgin olmuştu demek ki. Ben hangi kentte olursam olayım, caddeler, kaldırımlar ne denli geniş olursa olsun üstelik, çok içerlediğim, öfkelendiğim için, karşımdakinin de benim gibi düşündüğü sanısıyla, her zaman dikkat durumunda yürümeme karşın omuzlanmış, ya da göz göre göre göğüsleneceğimi sezince omuzlamak zorunda kalmışımdır.

 

Evet…Bunu ayırt edebildikten sonra özellikle gözledim; Üç buçuk aydır hiç omuzlanmadım, devamında özür dilemek bile olsa, istemeyerek de olsa omuzlaşan iki insan görmedim. Hem de az önce anlattığım daracık kaldırımlarda, hem de metrekare başına düşen insan sayısının İstanbul’un Sirkeci’si kadar olduğu çevrede…

 

Artvin’de yaşayan Artvinliler magandalaşmadan kalmışlar.

 

Çok dil bilen, işi gereği dünyada neredeyse görmediği ülke kalmayan bir yakınım bir zamanlar ‘’ Dışarıda böyle omuzlayan hiç olmuyor. Bence kendinden başkalarına saygının, dolayısıyla da medeniyetin en önemli göstergelerinden birisi bu…’’ diye anlatmıştı, onu anımsadım.

 

Artvin dışında yaşayan Artvinliler! Nerede olursanız olun, gözleyin bakalım oranın yürüyenlerini

 

Artvin’de yaşayan Artvinliler! Ayırdımında mıydınız bu özelliğinizin?

 

Artvin’de yaşadığınız için gülümseyin, yeniden buluşuncaya dek içinizde gülümsemeler çoğalsın.

 

 

 

                                                                                                 Artvin

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

ozelsiteler Türkçe Arama Motoru
<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

EDEBİYAT, RESİM ve FOTOĞRAF SANATIMI GÖRMEK İÇİN BENİM EVİMDESİNİZ. HOŞGELDİNİZ ! UMAR, DİLERİM, HOŞ BULURSUNUZ...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Linkdefteri.com

Kategoriler




.com

Arkadaşlarım

nevaay
cekirge
özkan can
aydakiadam
eroman
baymidye
acihuzun
mehpareogt
gizem09
hayaliperde
uzakdost
gulumseyinhayata
yasaksokak
huzundenizi
bitmemistango
hayatdenilen
busecegunler
E. Demirel
sibelbay
ayazsevdalar
bilgeisyanbitmez
ozenkirac
sessizharflerim
1demethuzun
gercekdostlar07
belinayla
horseracing
gulumsem

Click here to get more mini-SharkBreak widgets - www.SharkBreak.com