1927 İstanbul’da doğdu. 1944- 51 Guzel Sanatlar Akademisi Zeki Kocamemi Atolyesi'nde calisti. Ayrica Halil Dikmen'den kompozisyon bilgileri edindi. Akademi'nin Yuksek Resim Bolumunu bitirdi. 1951-55 Heykeltras Hadi Bora ile "espas" konusunda calismalar yapti. 1955 Avrupa konkurunu kazanarak devlet bursuyla Paris'e gitti. 1956-57 André Lhote Atolyesi'nde calisti. 1957-60 Henri Goetz Atolyesi'nde calisti. 1959 subat, yapitlari Paris'te uc yil etut etmis olan yabanci ressamlar konkuruna secildi. 1960 Guzel Sanatlar Akademisi Yuksek Resim Bolumu'ne asistan olarak girdi. 1961 Guzel Sanatlar Akademisi'nde izleyiciler onunde "Muzik Esliginde Resim Gosterileri" duzenledi. 1963 Dort ressam arkadasiyla "Mavi Grup"u kurdu. 1964-65 Fransiz bursu ile Paris'e tekrar gidip Hayter Atolyesi'nde gravur, Goetz Atolyesi'nde resim calisti. 1965 Agustos, Salzburg Yaz Akademisi Emilio Vedova Atolyesi'nde resim calisti. 1966 Istanbul Devlet Guzel Sanatlar Akademisi Yuksek Resim Bolumu hocaligina atandi. 1966 iDGSA'da izleyiciler onunde son olarak "Muzik Esliginde Resim Gosterileri" duzenledi. 1968 16 subat, tek seciciligini ve komiserligini yaptigi "Turk Grafik Sanati Sergisi"nin Budapeste'de acilmasina hizmet etti. 1974 Paris'te UNESCO'da acilan "cagdas Turk Sanati Sergisi"nde T.Erol ile birlikte sergi komiserligi yapti. 1976 Mimar Sinan Universitesi'nde profesorluk gorevine basladi. 1977 14 Temmuz - 1979 24 Mayis tarihleri arasinda Istanbul Resim ve Heykel Muzesi Mudurlugu gorevinde bulundu. 1978 30 Mart, Akdeniz ulkeleri 12. iskenderiye Sanat Bienali Turkiye Seksiyonu Sergi Komiserligi gorevini ustlendi. 1978 Bukres'te acilan "Balkan ulkeleri Plastik Sanatlar Sergisi" Turkiye Seksiyonu Sergi Komiserligi gorevini yapti. 1983 23 Mart - 1985 31 Agustos tarihleri arasinda Mimar Sinan Universitesi Guzel Sanatlar Fakultesi Resim Bolumu Baskanligi'nda bulundu. 1989 Istanbul, Derimod Kultur Merkezi'nde acilan retrospektif sergisi dolayisiyla sanatci hakkinda 120 sayfalik bir kitap yayinlandi. 1993 Kasim, Prof. Dr. Dogan Kuban'in, Adnan Coker'in sanatini iceren yorumu ile 90 x 70 cm. boyutunda bir cilt icinde 8 adet ozgun baski (serigrafi) Galeri Nev tarafindan hazirlandi. 1994 Galeri B'deki sergisi dolayisiyla sanatci hakkinda 60 sayfalik bir katalog yayinlandi.
1994 Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülünü reddetti.
Yapıtları düşünce ve eylem olarak etkin bir uç oluşturan Çoker’in sanat yaşantısı çağı ve kendi ulusal kültürü ile bütünleşir. Adnan Çoker’in siyah resimler dizisine hacim (espas) anlayışının katılması aza indirgenmiş renk değerlerini karşıt anlamda etkilemez. Resmin her iki yarısında tekrarlanan simetrik biçimler küçük kırık parçalar olarak birbirine dönen, siyah karanlığa karşın düz yüzeylerdeki simetrik biçimlerin bir renk espası düşüncesinin oluşumunu doğrular.
Kişisel Sergileri:
1953 Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara 1954 Helikon Galerisi, Ankara 1954 Maya Galerisi, İstanbul 1955 Maya Galerisi, İstanbul 1961 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1962 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1966 Türk Alman Kültür Merkezi, İstanbul 1969 Galeri I, İstanbul 1973 Amerikan Kültür Merkezi, İstanbul 1979 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İstanbul 1986 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul 1988 Garanti Bankası Harbiye Sanat Galerisi, İstanbul 1988 Mine Sanat Galerisi, İstanbul 1989 Retrospektif Sergi, Derimod Kültür Merkezi, İstanbul 1989-90 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul 1990 Mine Sanat Galerisi, İstanbul 1991 Arda Sanat Galerisi, Ankara 1993 Galeri Nev, Ankara 1994-95 Galeri B, İstanbul 1996 Aksanat Galerisi, İstanbul 1996 Mine Sanat Galerisi, İstanbul
Grup Sergileri:
1957 Henri Goetz Atölyesi’nden bir grup sergisi, Van Gogh’un evi, Paris 1958 Galerie Mariac, Paris 1959 "Yabancı Sanatçılar Konkuru", Museé d’Art Moderne, Paris 1959 Vanesborg, İsveç 1960 "Goetz Atölyesinden 7 Ressam Sergisi", Les Caves de la Tour Eiffel, Paris 1961 "Goetz Atölyesinin Genç Sanatçıları Sergisi", Studio St. Germain, Paris 1961 "Deuxiéme Biennale de Paris", Museé d’Art Moderne, Paris 1962 Uluslararası Venedik Bienali, Venedik 1962 "An Exhibition of Painting and Sculpture by Contemporary Turkish Artists", The Pennsylvania Academy of The Fine Arts, Philedelphia 1964 "Çağdaş Türk Sanatı Sergisi", Roma, Berlin, Paris, Brüksel 1966 "Bianco E Nero" Sergisi, Lugano 1966 V. Tahran Bienali, Tahran 1969 "Asamblaj I, Asamblaj II, Sınırlı Dünya ve Doğu Çerçevelemeleri", Sao Paolo Bienali 1970 "Çağdaş Türk Resmi", Binghampton, NewYork Eyalet Üniversitesi Sanat Galerisi, NewYork 1974 "Beş Eleman" ve "Küme Tablo", UNESCO, Paris 1974 "Bugünün Türk Resmi Sergisi", Hollanda 1976 II. Uluslararası İskenderiye Bienali, Mısır 1980 "Uluslararası Plastik Sanatlar Sergisi", Belgrad 1982 "Resim Tarihimizde Bir Dönem: Soyut Dışavurumculuk", Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İstanbul 1983 "Son Yüzyılın Nadide Elli Türk Resmi", Galeri Baraz Organizasyonu, Alarko Sanat Galerisi, İstanbul 1986 "Yüzyılın İkinci Yarısında Türk Resmi", Galeri Baraz Organizasyonu, Yıldız Silahane, İstanbul 1987 "Güncel Boyutlarıyla Resim Sanatımız", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1987 "Türk Resminde Modernleşme Süreci", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1988 "Çağdaş Türk Resminden I", Yahşi Baraz Koleksiyonu, Yıldız Üniveristesi, İstanbul 1989 "Büyük Sergi" Çağdaş Türk Ressamları, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 1990 "III. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali", Ankara 1990 "Etkinlikler Sürecinde 15. Yil", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1990 "Çağdaş Türk Resminden Bir Kesit", Galeri Baraz Organizasyonu, Cemal Reşit Rey Sergi Salonu, İstanbul 1991 "Çağdaş Türk Resminden II", Galeri Baraz Organizasyonu, Yşldşz Üniversitesi, İstanbul 1991 I. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1992 II. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1992 "NewYork – İstanbul", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 1993 III. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1995 "Çağdaş Türk Sanatında Resim ve Kavramsal Eğilimler I", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1995 V. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1995 "Çağdaş Türk Sanatında Resim ve Kavramsal Eğilimler II", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1995 "Modern Türk Resim ve Heykel Sanatından Bir Kesit", Galeri Baraz Organizasyonu, Kas Galeri, İstanbul 1996 "Çağdaş Türk Ressamları", Galeri Baraz, İstanbul 1996 VI. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP, İstanbul 1996 "Çağdaş Türk Resminde Özgün Üsluplar", Galeri Baraz Organizasyonu, Cemal Reşit Rey Sergi Salonu, İstanbul 1997 "Çağdaş Türk Resminden III", Galeri Baraz Organizasyonu, Yıldız Üniversitesi, İstanbul 1997 "Çağdaş Türk Resminde Estetik Dinamikler II", Galeri Baraz Organizasyonu, Koç Üniversitesi, İstanbul 1998 "Türkiye İş Bankası Koleksiyonu" Tophane-i Amire Binasi, İstanbul 1998 "41. Yıl – 41 Sanatçı – 41 Yapıt" Sergisi, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sergi Salonu, İstanbul 1998 "Türk Resminde Soyut Eğilimler", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul 2004 Ferruh Başağa, Balkan Naci İslimyeli ve İsmet Doğan, Mine Sanat Galerisi, İstanbul
Mürekkeple dolu bir kalemin, hava üfleyen bir motora bağlanmasıyla elde edilmiş bir makinedir. Hava kalemin içine üflenir ve mürekkep bu sayede resim yüzeyine püskürtülür. Havanın püskürtme gücünü değiştirerek airbrush’tan farklı etkiler elde edilebilir. Daha çok grafik sanatçıları tarafından tercih edilmesinin sebebi, iki rengi birbirlerinin içinde yumuşak bir şekilde eriterek renkten renge geçiş sağlayabilmesidir. Ayrıca fotoğraf üzerindeki yanlışlıkları düzeltmek ya da küçük ayrıntılarla oynamak için de kullanılır.
Akrilik boyalar Plastikten yapılmışlardır ve biraz parlaktırlar; esnek olma özellikleri kuruduktan sonra da devam eder. Yağlı boyalardan farklı olarak akrilik boyalar suda çözülme özelliğine sahiptirler. Bu özellikleri sayesinde bir hayli inceltilebilirler, öyle ki sulu boyalara benzemeye başlarlar. Kalın boya katmanlarına da olanak tanrılar. Peter Blake ve Lichtenstein gibi popüler sanatçılar akrilik boyaları kullanmışlardır. Arap Zamkı Afrika, Asya ve Avustralya'da yetişen akasya (Acacia) cinsi çeşitli ağaçlardan elde edilen zamk. Sulu boyalarda ve zamklı (yumurtalı yerine) tempera tekniğinde, ayrıca seramikte bağlayıcı olarak kullanılır. Arap zamkı, suda çözülebilen zamklar arasında en yaygın kullanılan zamktır; katı, toz ve sıvı olarak sağlanabilir. Astar Çizim ya da resmin yapılacağı yüzeye temel dokusunu verir. Astar resim yapılmadan önce zemine uygulanan yüzey tabakasıdır. Astarlar, çok çeşitli nedenlerle kullanılabilmektedir; en yaygın neden, uygun bir resim yüzeyi oluşturabilmek. Örneğin pürüzsüz bir yüzeye doku eklemek için ya da zemini daha az emici kılmak ve renklerin parlaklığını arttırmak için kullanılabilirler. Çini Mürekkebi Kimi zaman Hint mürekkebi olarak da adlandırılan, desen için kullanılan siyah renkli mürekkeptir. İki farklı şekilde satılmaktadır: kullanılmadan önce ıslatılarak nemlendirilmesi gereken çubuklar halinde, ya da aynı pigmentin önceden ıslatılarak (genellikle suyla) içine yapışkan katılmış şişelerde saklanan sıvı halde bulunur. Çini mürekkebi bundan 2000 yıl önce Mısır ve Çin’de kullanılmaya başlanmıştır. Kalıcılığı ve kapatıcı kıvamı sayesinde hala kullanılmaktadır. Floresan boyalar Gerçekte gün ışığı flüoresan boyaları olarak tanımlanan bu boyalar, parlak, gösterişli bir etki yaratan çok yoğun renklerdir. İlk kez yirminci yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlanmış ve 1960’larda Op Sanat akımının üyesi Frank Stella (d. 1936) tarafından şaşırtıcı etkiler yaratmak için kullanılmıştır (bkz: Temel Bilgiler: Renk, sayfa 246). Bu boyaların kimyasal yapısı, diğer iki parlak maddeyle aynıdır: yol işaretlerinde kullanılan floresan malzemeler ve karanlıkta parlayan fosforlu boyalar. Germe tahtası Bu genellikle çevresine tuvalin takılıp gerildiği dikdörtgen şeklinde bir tahta çerçeveden oluşur. Germe tahtalarının kenarları yaklaşık 4.5cm olur ve birbirlerine geçecek şekilde hazırlanmıştır. Farklı boyutlara sahiptir. Germe tahtaları sulu boya kağıtlarının buruşmaması için sık sık kullanılır. Grafik kalemleri “Guaj” diye de bilinen grafik boyaları, kağıt, karton ve ipeğe uygulanmak için sulandırılması gereken geçirgen olmayan bir sulu boya türüdür. Bu boyaların başlıca avantajı son derece çabuk kurumaları ve geriye, fırça izlerinin belli olmadığı mat bir görüntü bırakmalarıdır. Ucuz ve kolay bulunur olan grafik boyalar, yağlı boya ve akrilik resme hazırlık çalışmalarında çok faydalıdır. Guaj boya Opak (saydam olmayan) sulu boyalardır. Sıradan sulu boyalar kağıdın lifleri arasında kaybolur, halbuki guaj boyalar yüzey üzerinde boya katmanı bırakırlar. Mat bir biçimde kurur ve kapatıcı güçleri vardır. Tebeşir yada diğer pigmentler eklenerek, opak olarak hazırlanıştır. Beyaz rengin kullanımının yarattığı parlaklık, Paul Klee ( 1879 – 1940 ) ve George Rouault ( 1871 – 1958 ) gibi sanatçılar tarafından çokça kullanılmıştır. Hamur silgi Kurşun kalem ve benzeri malzemelerle gerçekleştirilen kalem darbelerini yumuşatmak ya da yok etmek amacıyla kullanılır. Yaygın olarak kullanılan plastik temelli silgilerden farkı, oyun hamurlarına benzer bir yapıya sahip olup, silgi artığı bırakmadan silme işlemini gerçekleştirmesidir. İnceltici Yağlı boyalar ve yağlı pasteller çok yoğun boyalardır bu yüzden kullanılmadan önce inceltmek gerekir. Ressamlar tarafından kullanılan iki inceltici terebentin ve beyaz ispirtodur. Beyaz ispirto, vernik ve boyalar için üretilen bir malzemedir. Terebentinden daha az yapışkan olduğundan ve onun kadar güçlü bir kokusu olmadığından ressamlar tarafından tercih edilir. Kara kalem Yakılarak kömür haline getirilmiş söğüt ya da asma dallarından üretilebilir. Çok yönlü bir çizim malzemesidir, ancak kirli olabilir. Kurşun kalem, bu maddenin sıkıştırılmış ve ahşapla çerçevelenmiş halidir; bunun yapılmasının avantajı, ellerinizin kirlenmesini önlemesidir. Aynı zamanda, kalem kömür çubuktan farklı olarak, baskı uygulandığında kolayca kırılmayacaktır. Kara kalemler koyu siyahın güçlü, karanlık ya da çok ince çizgilerinden, grilere kadar bir dizi ton zenginliğine olanak tanırlar. Keten Tuvallerin çoğunun ana malzemesi olan kumaş, keten bitkisinin liflerinden elde edilir. Keten lifi en eski tekstil malzemelerindendir. Keten bitkisi, sıkılarak yağ elde edilen tohumu ve iplik ve kumaşı elde edilen lifleri için üretilir. Keten yüksek bir dayanıklılığa sahiptir. Tuval için en uygun keten İrlanda ve Belçika’da üretilir. Ketenin “duck” diye adlandırılan kaba dokulu bir cinsi daha vardır, bu tür ismini Flemenkçe’de “giysi” anlamına gelen “doek” kelimesinden almıştır. Duck güçlü, dayanıklı ve basitçe dokunmuş tuval bezinden daha hafif bir kumaştır. Kurşun Kalem Karbonun grimsi siyah biçimi olan kurşun kalemin kaygan bir dokusu vardır ve siyah bir iz yapar. Grafit minerali olarak da adlandırılır. İlk olarak 1664’te İngiltere, Lake District’teki Borrowdale kentinde çıkarılmış ve bir çubuğun ucuna sabitlenmiş küçük topaklar halinde yazım malzemesi olarak kullanılmıştır. 18. yüzyılda grafit adını almıştır; ancak önceleri ‘kara kurşun’ olarak biliniyordu. Sonrasında grafit kalem, hatalı bir şekilde kurşun kalem olarak adlandırılmıştır. Kalem yapmak için gereken grafit ve kalay karışımı, 1795’te birbirlerinden bağımsız olarak hem Fransa’da Conté tarafından (sola bakın) hem de Avusturya’da Joseph Hardmuth tarafından bulunmuştur. Kuru pastel (conté pastel) Adını 18. yüzyılda bu malzemeyi bulan Fransız bilim adamı Nicholas-Jacques Conté’den (1755-1805) alan çizim malzemesi. Kuru pasteller, farklı sertlik düzeyleri elde etmek için çeşitlendirilebilen kurşun ve kalay karışımından yapılır. Kuru pasteller tebeşire benzer ancak biraz daha kaygan yapıdadır ve bu sayede daha az ufalanır. Genellikle sıcak kırmızı, kahverengi ve siyah renklerde üretilir ve bu renklerin herhangi bir bileşiminde çizim yapma malzemesi olarak kullanılır. Gençliğinden portre ressamı olarak çalışan Conté, modern kurşun kalemin de mucididir.
Liquin Bu yoğun karışım, yağlı boyalarla birlikte kullanılır. Yağlı boyalar çok yavaş kurular. Liquin daha hızlı kurumalarını sağlar. Boyaya biraz daha hacim verir. Saydam bir maddedir. Boyayı kalınlaştırmaz veya donuklaştırmaz. Ama yapısını biraz bozabilir. Neft yağı Yağ suyla karışmaz, bu da yağlı boyaların suyla çözülemeyeceği anlamına gelir (bazı çok özel modern malzemeler dışında). Neft yağı, yağlı boyaları inceltmek ve daha yumuşak huylu bir hale getirmek ya da kısmen kurumuş yağları reaktive etmek için kullanılır. Neft yağı iki şekilde satılır;doğal ve yapay. Doğal neft yağı ağaçların özsularından çıkarılır ve temas ettiği boya, tuval vb. malzemeler üzerinde uzun süreli bir etki yarattığı bilinmektedir. Yapay neft yağı ise daha ucuzdur ve fırçaların temizlenmesi için daha uygundur. Palet Üzerinde ressamın renklerini ayarladığı ve karıştırıldığı ince, genellikle oval veya dikdörtgen şekilli tahta. Eskiden hafif ağaçlardan üretilen paletler günümüzde alüminyum, plastik hatta kağıt gibi maddelerden de üretilmektedir. Pastel kağıtları Pastel balmumu ve tebeşirden oluşan bir malzemedir. Bu malzemenin yüzeye yapışması için kağıdın oldukça engebeli yani dokulu ve grenli (zerrecikli) olması gerekir. Böylece balmumu ve tebeşir kağıda yapışır ve güçlü bir etki sağlar. Pastel kağıtları beyazdan pembeye, eflatundan siyaha birçok farklı renktedirler. Bu sayede tamamlanmış resimlerde birbirinden farklı etkiler elde edilebilir. Pigment Bir boyanın rengini veren maddedir ve toz halindedir. Pigmentlerin çoğunun sentetikleri üretiliyor olsa da geçmişte bitki, hayvan ve mineral kaynaklarının karışımından elde edilmekteydiler. Pigmentler, “toprak renkleri” denilen renkli minerallerin geliştirilmesiyle hazırlanırlardı (Bakınız: Renkler ve Kompozisyonlar, sayfa 170-171). Sanatçılar pigmentleri önce ezerek inceltirler. Tel kevgirden geçecek incelikte olmaları makbuldür. Pigmentlerin kimyasal tepkimeye yol açmayacak bir yapıda olmaları gerekir. Diğer pigmentler ya da sıvılarla kullanıldıklarında beklenmeyen ya da tehlikeli reaksiyonlar meydana getirmemeleri gereklidir. Renkli mürekkep İki farklı çeşit mürekkep vardır: Suda çözülen ve suda çözülmeyen. Suda çözülen mürekkep eğer kuruduğunda tekrar sulandırılarak eski haline geri döner. Suda çözülmeyen (waterproof) mürekkep ise böyle değildir. Bu sebeple, suda çözülmeyen mürekkep çizgi çekmek ya da zemine genel ton atmak için daha uygundur. Çünkü üzerine gelen diğer katmanın etkisiyle etkisini kaybetmez, ya da diğer tonla birleşmez. Her iki mürekkepte genellikle su bazlıdır. Birçok farklı fırça ya da kalem ucuyla kullanılabilir. Resim Kağıdı Güçlü beyaz ve donuk renklidirler. Benzerleri eski zamanlarda dinamit sarmak ve fişek üretmek için kullanılıyordu. Rezistans Tuval, kağıt, kumaş gibi herhangi bir yüzeyin üstünü kaplamak için kullanılan maddelere verilen genel addır. Balmumu, cila, vernik, baskıda kullanılan asitin yüzeyi bozmaması için başvurulan önde gelen rezistanslardandır. Maskeleme sıvısı açık renk kalması gereken alanlara boya bulaşmaması için kullanılır. Balmumu kalemler ise aynı amaç için sulu boyalarla birlikte kullanılır. Sangen Kan kırmızısı, kırmızımsı veya ten rengi tebeşir veya kuru pastel ya da bu renkle yapılan çizime verilen isim. Pigmenti, genelde demir oksidin bir biçimini içeren tebeşir veya kalaydır. Sangen, kuru pastellerin (sola bakın) başlıca rengidir ve ‘kırmızı tebeşir’ olarak da adlandırılır. Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raphael ve Andrea del Sarto gibi 15. ve 16. yüzyıl sanatçıları tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. Bu renk, hacim ve atmosfer etkileri yaratmak için özellikle kullanışlıdır. Seramik fırını Çömlek ve tuğlaları pişirmek için kullanılan fırın. Bu fırınlar genellikle tuğla ve taşla çevrilir ve gaz, akaryakıt ya da elektrikle çalıştırılabilir. Öte yandan bazı çömlekçi ve heykeltıraşlar elektrikle ısıtılan fırınların fazla hızlı ısındığını ve en iyi etkinin elde edilemediğini belirtirler. Başlıca iki tür seramik fırını vardır. Kireç ocaklarında malzemeler ısı kaynağıyla doğrudan temas halindedirler; tuğla ve çömlek fırınlarında ise malzemeler alttan ısıtılıp pişirilir. Fırının iç ısısı, aşırı sıcaklıklara dayanıklı bir tür termometre olan Pirometre ile veya belirli bir sıcaklıkta eriyen pirometrik kil konileriyle ölçülür. Sıcak baskılı kağıtlar Sıcak baskı uygulanmış kağıtlardır. Tıpkı çamaşırlarınızı sıcak ütüyle ütülemeniz gibi kağıtlarda sıcak preslerden geçirilerek düzleştirilir. Detaylı desen çalışmaları, ilüstrasyonlar ve mürekkep çalışmaları için uygundurlar. Soğuk baskılı kağıtlar (cold press paper) Sıcak baskı uygulanmamış kağıtlara verilen isimdir. Kağıt yüzeyi grenli (dokulu) olduğu için pastel, yağlı boya ya da kara kalem gibi birbirinden farklı bir çok boyama çeşidinde kullanılabilirler. Daha çok peysaj ve deniz konulu açık alan resimleri için uygundur. Üzerindeki dokular sebebiyle resimler seyredenlerde derinlik ve gerçeklik etkisi uyandırır. Suda çözülen grafit kalemler Bu kalemlerin baş bölümlerinde suda çözülebilen bir madde bulunmaktadır. Bilinen grafit kalemlerden daha farklı ve etkin koyuluklar elde edilebilir. Bu kalemler desen çalışmak ve gölge vermek için kullanıldıkları gibi, bir fırça yardımıyla su ile üzerlerinden geçildiği takdirde tonların değerlerin de yoğunlaşacaktır. Sulu boya Su ile inceltilen, kapatıcı özelliği olmayan boyalardır. Kağıt üzerine uygulanırlar. Suyla çözülen renkli kalemler Suyla çözülen renkli kalemler, kullanılması heyecan veren resim malzemeleridir. Sıradan renkli kalemlerin kullanıldığı her yer ve şekilde kullanılabildikleri gibi suyla harmanlanarak resme bir suluboya çalışması görünümü vermek için de kullanılabilirler. Bu kalemlerle çizilmiş bulunan alanlar üzerinden sulu bir fırçayla geçildiğinde, eğer yeterli pigment varsa rengin sulu hali elde edilmşi olacaktır.su, kağıdın üzerine, zemini nemlendirmek için uygulanıp ardından bu yüzey üzerinde kalemle çalışılmaya devam edilebilir. Farklı bir alternatif olaraksa, kalem suyun içine batırılıp çalışılarak bir dizi yumuşak, silik ve karışmış renk blokları elde edilebilir. Suyla çözülebilen kalemler ve pastellerin her ikisi de çok kullanışlı malzemeler olup aynı amaç için kullanılabilirler. Tebeşir Doğal yolla oluşmuş yumuşak taştan meydana gelen çizim materyalidir. Üç ana çeşidi siyah tebeşir (karbon orijinli şistten elde edilir), kırmızı tebeşir (kırmızı topraktan yapılır ve kan kırmızısı olarak da adlandırılır) ve beyaz tebeşirdir (kireç taşından elde edilir). Tebeşir tarih öncesi zamandan itibaren çizimlerde kullanılır. Leonardo Da Vinci (1452-1519) gibi sanatçılar tarafından on beşinci yüzyılda kullanıldı ve spontan çizimlerde tercih edilen en popüler malzeme olarak kaldı. Mum boya ve pastel boyanın tersine, çizim yapmak için tebeşirde herhangi bir üretim sürecine ihtiyaç duyulmaz. Toz pastel Kağıt ve karton üzerine uygulanan, renk geçişlerini kolayca gerçekleştirilen, yüzeye kolaylıkla yayılan boyalardır. Yağlı boya Terebentin ile inceltilen, kapatıcı boyalardır. Farklı yağlarla karıştırılarak akışkanlıkları değiştirilebilir. Geç kuruma özelliğine sahiptir. Uzun süreli çalışmalar için uygundurlar. Yağlı kalem Bu malzeme kurşun veya tükenmez kalem gibi normal kalemlerle çizilemeyen seramik cam ve diğer yüzeylerde kullanılır. Etrafları kağıt veya tahta ile çevrilidir. Yağlı pastel Toz pastele oranla daha kapatıcı, terebentin ya da resim yağıyla inceltilerek akışkan hale getirilebilen boyalardır. Toz pastel gibi kolayca resim yüzeyine yayılmazlar.
Daha önce hiç gelmemiş, buraya ilişkin hiçbir değerlendirme dinlememiş, hiçbir bilgi edinmemiştim. Bazen TV kanalları arasında gezinirken, buraya ilişkin belgesellere rastlamış ama hiç duralamamış, meslektaşlarım arasındaki Artvinlilere kentleri nedeniyle bir ayrı merak ya da ilgi duymamıştım. İnanın, o denli yabancısı ve ilgisiziydim Artvin’in de, Artvinlilerin de… Bir kötü yaşanmışım, bir soğukluk nedenim olduğundan değil… Belki hiçbir bağım oluşamadığı, hiçbir yakınım olmadığı, yaşantıma Artvin’le ilgili hiçbir kişi ya da olay girmediği için ...
Her neyse… Anlatmak istediğim, daha önceki yaşantımda ne denli ön görüşsüz, bu nedenle de yazarken ne denli kasıtsız, yansız olduğum… Yani, gözlerken de, gözlemlerime dayalı düşüncelerimde de beni yönlendirebilen hiçbir ön kayıt yok belleğimde.
İşte bu ön bilgisizlik ve kanısızlıkla, geldiğimin daha ilk haftasından sonra insanların yüzündeki anlatımsız dinginliğin, ‘’ keyif, mutluluk… ‘’ olarak da nitelenebilecek olan rahatlığın nedenini araştırmaya başladım.
Daha önce de andığım gibi; insanlar kavga etmek için neden yaratmıyor, bakışlarında sanki gülümseme var, hoşgörü var, barışçıl bir şey var… Anlatılır gibi değil bu… Evet evet… Yaşıyorsunuz ama anlatamıyorsunuz… Ya da yeterince güçlü değil yazarlığım da ben anlatamıyorum…
İşte bu duyumsanan ama anlatılamayan, burada yaşayanların yaşadığı ama ayırdımında bile olamadığı özellik nedendir?
Görünürde yığınlara iş veren fabrikalar, üzerinde bir şeyler üretilip satılacak, para kazandıracak tarla-tapan yok, orman işçiliği eskisi kadar değil, madenler kapanmış… İl merkezinde mutlu edecek hiçbir gelir kaynağı görünmüyor… Başka kentlerle ticari ilişkiler kendisi kadar nüfusu olan ilçelerinde yoğun, ama oralarda da kente aktarılabilen sermaye birikimi oluşamıyor artık. Ancak geçinebiliyorlar…
Eee? Bu dinginlik, bu gülümseme neden?
Sordum… Buranın eskilerine, yenilerine, memurlarına, amirlerine, hiç dışarı çıkmayanlarına, dışarıdan gelenlerine… Önce hepsi şaşırıyordu ‘’ Öyle miyiz? ‘’ diye, onların şaşırmasına ben şaşırıyordum, sonra düşünüyorlar ‘’ Gerçekten yahu! ‘’ diyorlar, bana yardımcı olmak ya da yanıt vermiş olmak için akıl yürütmeye başlıyorlardı…
Tam çözülmüş değil. Şimdi pek çok kişi düşünüyor bunu eminim. Yazımı okuduktan sonra siz de düşünün; hemen bitişikteki kentlerin insanları da dahil, tüm toplumun içine düştüğü gerilimin Artvin kent merkezine neden ulaşamadığını araştırın, yazın, tartışıp sonucunu görelim.
Benim saptamalarıma göre buradaki dinginliğin nedenleri şunlar;
Bu kentin çalışabilecek insanları başka kentlere göçüp gitmiş, burada yalnızca madenlerden ya da kamu kurumlarından emekli olanlar ve kamu kurumlarının geliri belli insanları ile onların yaşaması için gerekli yiyeceği, giyeceği, kullanacağı şeyleri alıp satan küçük esnaf kalmış. Bu insanlar da cebine girecek aylık ya da üç aylık gelirlerini biliyorlar ve ne denli devinirlerse devinsinler bir kuruş fazlaya ulaşamayacakları için öyle bir çaba ya da hırsı bırakmışlar, belli olan gelirlerine göre giderleri planlanmış, başkaca olanaklara gereksinim duygularını yitirmişler, durağan bir yaşama uyumlu Artvinli oluşmuş.
Sizce başka nedenler de varsa yazın, bir sonuca varalım.
Mahatma Gandhi’ ye sormuşlar mutluluğu, kişinin hiçbir şeye gereksinim duymaması olarak tanımlamış.
Gereksinimlerini sabit geliriyle sınırlamış olan Artvinli gülümsüyor.
Gelecek yazımı okuyuncaya dek siz de gülümseyin, içinizde gülümsemeler çoğalsın.