Türk sanatında heykel geleneği balbal adı verilen mezar heykellerine kadar uzanır. İslâmla birlikte soyutlayıcı bir anlayış benimsenmiştir. Osmanlı döneminde saray ve seçkin bir çevreyle sınırlı kalmış olan heykel zevki, soylu ayrıcalığını aşamamıştır. Batılılaşma, sanat zevkini de derinden etkilemiş, Türk toplumuna ve İslâm inanışına aykırı sanatların başında gelen heykele ilgi duyulmaya başlanmıştır.1871'de C.F. Fuller, Sultan Abdülaziz'in heykelini yapmış ve saray bahçesi dökme hayvan heykelleri ile bezenmiştir. 2 Mart 1883'de Sanayi-i Nefise mektebinde Heykel Bölümü açılmış, 1891'de Mehmet İhsan yurtdışına heykel eğitimi için gönderilmiştir. 1914-1918 yılları arasında dikilen ilk anıt, Sultan Osman anıtı olmuştur. 1926'da Heinrich Krippel, 1927'de Pietro Canonica yurdumuza gelerek, heykel sanatını yönlendirmişlerdir. Cumhuriyet'in ilk birkaç yılında, heykel konusunda anılmaya değer bir çalışma görülmez. Anıt konusu hep tartışma malzemesi olmuştur. İlk yapılan heykel ve anıtların inkılâba hizmet etmediği, milli duyguları iyi anlatamadığı görülür.Aynı toprak parçasını, aynı tarihi, aynı ülküyü paylaşmayan ve gelecekte de paylaşmayı düşünmeyen insanların milli mücadele ve inkılâp ruhunu yansıtamayacağı sonucuna varılır. Bu nedenle başarısız da olsa, güçleri ölçüsünde abide ve heykellerin Türk sanatçılara ısmarlanması ve bu yolla sanatçıların maddî ve manevî anlamda desteklenmesi kararlaştırılır.
22 Ocak 1923'te Bursa Şark Sineması'ndaki toplantıda Mustafa Kemal'e de bu konudaki düşüncesi sorulmuştur. Cevabı heykel sanatının Türkiye'deki geleceği bakımından önemlidir. Bu cevap şöyledir:
"Âbidât'tan bahseden arkadaşımızın maksadı heykel olsa gerekir. Dünyada mütemeddin, müterakkî ve mütekâmil olmak isteyen herhangi bir millet behemahal heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir. Âbidât'ın şuraya buraya hâtırat-ı tarihiye olarak rekzinin mugayir-i din olduğunu iddia edenler, ahkâm-ı şer'iyeyi lâyıkıyla tetebbu ve tetkik etmemiş olanlardır. Cenâb-ı Peygamberin din-i İslâm tesisinden bu ana kadar bin üçyüz bu kadar sene geçmiştir. Hazret-i Peygamber'in evâmir-i ilâhiyeyi tebilği esanadında muhataplarının kalb ve vicdanında putlar vardı. Bu insanları tarîk-ı Hakk'a davet için evvelâ o taş parçalarını atmak ve bunları ceplerinden ve kalblerinden çıkarmak mecburiyetinde idi. Hakayık-ı İslâmiye tamamiyle anlaşıldıktan ve hasıl olan kanaat-i vicdaniye kuvvetli hâdisât ile de teeyyüd ettikten sonra birtakım münevver insanlar'ın böyle taş parçalarına taabbüdünü farz ve zan etmek âlem-i İslâm'ı tahkir etmek demektir. Münevver ve dindar olan milletimiz, terakkinin esbabı'ndan biri olan heykeltraşlığı âzamî derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesi ecdadımızın ve bundan sonra yetişecek evlâtlarımızın hâtıralarını güzel heykeller'le dünyaya ilân edecektir. Bu işe çoktan başlanmıştır. Meselâ Sivas'tan Erzurum'a giderken yol üzerinde güzel bir heykele tesâdüf edersiniz... İnsanlar mütekâmil olmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin icab ettirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin tarik-i terakkide yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, evsaf-ı hakikisiyle mütemeddin ve müterakki olmaya lâyık'tır ve olacaktır."
Kenan Yontunç'un heykel ve abideler konusundaki Atatürk ile ilgili bir anısı şöyledir:
"... 1928 Eylül ayındaki evlenme törenimde Atatürk de bulunmuştu. Bir ara Maarif Vekili Mustafa Necati Bey: 'Paşam, heykeltraş Canonica'ya bütün vilâyetlerimiz için heykelinizi yaptıracağız. Bir anlaşmaya varıyoruz' dedi. Söz istedim: 'Paşam, izin verirseniz arzedeyim. Timur'un, Cengiz'in heykelleri yapılmadı. Namları da unutulmuş değildir. Sizin asker dehânız yanında büyük inkılâpçılığınız gelir. İzin verirseniz, sizin heykellerinizi, biz, Türk sanatçıları yapalım. Güzel Sanatların bu dalında bir çok yeniyiz, henüz yetişmedik. İlerde yetişecekler, içlerinden gelecek sevgi ve sizi ebedîleştireceklerdir. Meselâ bizim ediplerimiz, şairlerimiz zayıftır diye bu büyük hamâset destanını D'Annunzio'ya mı yazdıralım?' dedim. Ben konuşurken kayınpederim Kâzım Paşa dahil, herkes, Atatürk'ün kızacağından korkarak ondan uzaklaşmıştı. Atatürk, Maarif Vekili'ne: 'Çocuk doğru söylüyor Necati Bey! Bu işi durdurun, bizimkiler yapsınlar' dedi."
Not: Fotoğraf 459 numaralı tabloma aittir. ( 75x111 cm )
KARS - 29 Mart'ta göreve AKP'den seçilen Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş'un belediye önündeki 2 kadın heykelinden başka göğüsleri açık olan kadın heykelini de depoya kaldırttığı ortaya çıktı. Kars'ta 1999 yılında Anavatan Partisi'nden, 2004'te AKP'den Belediye Başkanlığı yapan Naif Alibeyoğlu tarafından kentin çeşitli yerlerine yerleştirilen 30 kadar heykelden 2 kadın heykeli belediyenin girişine, çıplak olan kadın heykeli ise Yusufpaşa Mahallesi Şehit Hulusi Aytekin Caddesi'ndeki tarihi Kars evlerinin önüne konuldu. Tarihi 12 Havariler Kilisesi'nin yanına konulan, üst kısmında 4 aslan kafası, alt kısmında da göğüsleri açık 4 kadın figürünün bulunduğu ve aslanların ağzında su fışkıran heykeli 2005 yılında gören AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hans- Jörg Kretchmer şaşırdı. 29 Mart seçimlerine CHP'den giren fakat kazanamayan Alibeyoğlu'nun kentte yerleştirdiği heykeller, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kars'a gelişinden bir gün önce 12 Haziran'da kaidelerinden çıkarılarak Fen İşleri Müdürlüğü'ne ait depoya konuldu. Semt sakinleri heykellerin Başbakan Erdoğan'ın gelişinden bir gün önce gece yarısına doğru kaldırıldığını söyledi. Kars Belediyesi'nın kadın heykelleri toplaması üzerine dikkatler Faikbey Caddesi'ndeki Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı önünde bulunan ve 2005 yılında Fransa'dan getirildikten sonra saldırıya maruz kalan ‘Dört Mevsim Kadın’ heykeline çevrildi. Ermenistan'daki ırkçı soykırım anıtına alternatif olarak yapımı devam eden İnsanlık Anıtı'nın da geleceği tartışılmaya başlandı. Seçimleri kazandıktan sonra Kars’ta her yıl düzenlenen ‘Aşıklar Bayramı' ve ‘Kaz Film Festivali'ni belediyenin 95.5 milyon TL borçlu olduğu gerekçesiyle iptal ettiğini açıklayan Nevzat Bozkuş, kadın heykeller konusunda şunları söyledi: “Özellikle seçim sürecinde halkın heykellere karşı antipatisi olduğunu gördük. Birçok yerde de gündeme getirdiler. Bizim de programımızda vardı. Ama tesadüf oldu, Başbakan’ın geldiği günlere rastladı. Onun ötesinde bir şey yok. Biz de bunları doğru yerlerde kullanacağıma dair söz vermiştik. İleride başka yerlerde kullanmak için kaldırdık. Heykelleri çıplak olduğu için kaldırmadım. Öyle düşünmüyorum. Onun için kaldırmadık. Başka yerlerdeki heykelleri de gözden geçireceğiz. Kaz heykelinin yerinin bile çok doğru olmadığı kanaatindeyim. Onunla ilgili de birtakım düşüncelerimiz var. Zaman içinde hepsini çözeceğiz. Heykelleri Başbakan'ın korumaları tarafından kaldırıldığı iddiaları asılsız. Tamamen benim tasarrufunda olan bir şeydir. Öyle bir şey konuşulmadı, olmadı da. Heykelleri Kars kamuoyunun tepkisini çekmeyecek, daha hoş görüntülü yerlerde kullanacağız.” Eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu ise, “Kadın heykellerin birinde kuzu vardır. Bu heykel, Kars'ın hayvancılık kenti olduğunu sembolize eder. Diğer kadın heykelinin elinde gül vardır. Güler yüzüyle Kars'ın misafirperverliğini anlatır. Heykellerin kaldırılmasını ahlaki bulmadım. Türkler'in soykırım yapmadığını vurgulayan İnsanlık Anıtı'nın geleceği de meçhuldur” dedi.
Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş kimdir?
Kars'ın Selim İlçesi'ne bağlı Karahamza Köyü'nde 1961 yılında dünyaya gelen Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, ilköğretimini köyünde, ortaokulu Selim'de, liseyi Ankara Gazi Lisesi'nde okudu. Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirdi. 1986 yılında 2008 yılına kadar Erzurum, Sivas, Hakkari, Kars ve Ardahan Tedaş İl Müdürlüklerinde teknik eleman ve idareci olarak görev yaptı. 2000 yılından 29 Mart 2009 seçimlerine kadar Ardahan TEDAŞ İl Müdürü olarak görev yaptı. Bozkuş, evli ve 2 çocuk babası. (dha)
Ressam Savaş Simitli'nin kursiyerlerinin yaptığı 46 eserin 9'u, “aşırı pornografik" olduğu gerekçesiyle sansürlendi...
ANKARA - Ressam Savaş Simitli’nin kursiyerlerinin yaptığı 46 eserin 9’u, “aşırı pornografik” bulunduğu gerekçesiyle sergilendiği Bilkent Sanat Sokağı’ndaki galerinin yetkililerince, aynı yerde bulunan iç galeriye taşındı. CUMHURİYET gazetesinden Selda Güneysu’nun haberine göre galeri yönetimi, “Herkesin gelip geçtiği, alışveriş yaptığı yerde, ‘aşırı pornografik’ eserlerin konulmasını istemediğimizden, rahatsızlık yarattığı için, iç kısımdaki büyük galeriye taşıdık” derken, ressam Simitli, “Yapılan sanata darbedir” diye konuştu. Ressam Simitli’ nin kursiyerlerinin yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığı eserlerden oluşan sergisi, geçen pazartesi günü Bilkent Sanat Sokağı’nda açıldı. Ancak Sanat Sokağı’ndaki galerinin yetkilileri, kursiyerlerin 46 eserinden 9’unu “aşırı pornografik” bulduğu gerekçesiyle, bulunduğu yerden kaldırarak, aynı yerdeki iç galeriye taşıdı. ‘Resimleri toplayacağım’ Simitli şunları söyledi: “‘Nü’ resimler başkentlileri nasıl rahatsız eder? Böyle bir mantığı anlamak mümkün değil. Geçen gün Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi’ne gitmiştim. Orada da çeşitli ressamların ‘nü’ tabloları bulunuyor. Resim öğretmenleri ilkokul öğrencilerini müzeye geziye getirmiş, geziyorlardı. Sergi gezmek yurttaşlara nasıl rahatsızlık verir? Böyle bir şey olabilir mi? Tepki olarak galerideki bütün eserlerimi toplayacağım. Çünkü bu durumu benim kursiyerlerime izah etmem mümkün değil. Kursiyerlerim de son derece rahatsız. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na da durumu bildireceğim. Gereği yapılmalı. Çünkü yapılan sanata darbedir. Sanatçıların çalışmasını istemiyorlar.” Galeri yönetimi de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Simitli’ nin kursiyerlerinin yaptığı eserlerin açık mekânda, çoluk çocuk herkesin alışveriş yaptığı, gezdiği yerde sergilendiğini, bu nedenle eserlerden “nü” olanların yurttaşları rahatsız ettiği belirtildi. Açıklamada, “Eserleri kaldırmadık. Sürekli olarak herkesin gelip geçtiği, alışveriş yaptığı yerde, ‘aşırı pornografik’ eserlerin konulmasını istemediğimizden, rahatsızlık yarattığı için, iç kısımdaki büyük galeriye taşıdık” denildi.